13 Ocak 2012 Cuma


YUNUS HOCA

Ankara Otelcilik Okulunun kuruluşundan bu güne kadar önemli bir parçası olarak yanında yer almış. Ailesi olarak kabul ettiği biz talebeleriyle 50 yıldır bağını hiç koparmamış, yaşayan bir efsanesidir o.
Türkiye’de bir Otelcilik Okulu kurulmasına karar verildiğinde Genç Yunus Aslan’ın hocası, aynı zamanda okulun eğitim müşaviri RM. A.R. Lanza’dan başka işin ehli kimse yoktu.
Okul müfredatının ve müfredata uygun ders kitaplarının hazırlanması, Okula eğitmenlerin bulunup getirilmesi, öğrencilerin tatbikat yaparak deneyim kazanmalarını sağlamak, hep onun göreviydi.
Yunus Hoca gençti, idealistti, her şeyden önce başaracağına inanmıştı.
Okulun açılışında işe başlayıp, okulda öğretilen mesleğinde bir okula ihtiyacının olduğunun kafalara kazınmasına kadar geçen 5-6 yıl boyunca görev yaptı. O en zor zamanların idarecisiydi.
Durumun vahametini anlamanız için, Milli Eğitim Bakanlığınca seçilen Bina ve muhite göz atmanız yeterliydi.
Motor tamir atölyesi ve un fabrikası arasına sıkışmış is karası bir binada salon adamı yetiştirmek olacak şey değildi. Fakat ne yazık ki; M.E. B. Yetkilileri durumun ciddiyetini kavrayamamıştı.
İşte Yunus Hoca faktörü burada, tam bu noktada ön plana çıkıyor ve o mezbeleliği, yurdun dört bir tarafından gelmiş, çoğu arızalı ailelerinin bile baş edemedikleri hergelelere bir saray, bir mabette ders görüyorlarmış hissini yaşatıyordu.
Yaptığı işe uygun ve nevi şahsına münhasır tavrı ile o bir liderdi. Yaşam tarzına hiç uygun olmayan maddi durumuyla bütün bunları nasıl beceriyor diye kendi kendime hep sormuşumdur.
Cevabını hala bulamadığım bu soruya artık cevap aramıyorum. Aradan 50 Yıl geçmiş olmasına rağmen o hala canı gibi sevdiği talebeleri, Arkadaşları, Kardeşlerine gerek giyimi davranışları ve yaşam tarzıyla örnek olmaya devam ediyorsa bana ancak önünde saygıyla şapkamı çıkarmak düşer.
Tabi ki talebe için hocaları çok değerlidir. Bende bütün Hocalarımı saygıyla anıyor ve onlara üzerimizdeki emekleri için daima müteşekkir olacağım.
Fakat bir şeyin ilkini yapmak ve hele, karanlıkta el yordamıyla ampul değiştirmek gibi basit gözüken ama son derece tehlikeli bir işe el atmış ve onu başarmışsanız siz bir Efsanesiniz demektir.
Okulumuzun birkaç yıl içinde kapanmayıp, bu günlerde hala öğrenci yetiştirmesi ve mesleğin okulda öğrenilmesi gerekliliği, M.E. Bakanlığınca da kabul edilmesine de onun azamiyle elde ettiği başarısı sebep olmuştur.
50. Yılımızda, dönüp arkamıza bakacak ve bize bu günleri yaşatan, geçmişimizdeki yaşanmışlıkların en önemli yerinde hocalarımız olmalıdır diyeceğiz.  Fakat Adil olmamız gerekirse.  Sn Hocamız Yunus Aslanı en ön sıraya yerleştireceğiz.
Şimdi meslekte 50. Yılını dolduran ağabeylerimiz ile hep beraber ayağa kalkarak, tüm hocalarımızı, fakat öncelikle, bize yürekten akrabalık bağıyla bağlı olan Hocamız,  Arkadaşımız, dostumuz ve Ağabeyimiz olan bu güzel adama, Sevgili Yunus Alnan’a henüz aramızdayken Dünya gözüyle sevgimizi gösterelim. 
Onu tüm içtenliğimizle alkışlayalım Arkadaşlar.

05.11.2011
Cemal K. Demir


Hiç yorum yok: