Amerika deyince… Aklıma!
Ne bir Amerikalı ne Brezilyalı. Ne Arjantin, Uruguay ve de Meksikalı!
Ne de kocaman bir Kıta gelir…
Ne gariptir!
Amerika denince aklıma hep…
O canım memleketim gelir.
Aklıma gelmek şöyle dursun. Nasıl desem bilmem.. Ganj’ın yokluğu Hindistan için felakettir. Amerika sız bir Türkiye, yeni emekleyen bir bebek gibi çaresizdir.
Kendime karşı verdiğim, ne büyük direniştir!
1972 yılında Amerika’ya Çalışmak için gidemedim. Asker olduğum için.
1974 te Florida bir gemide çalışan arkadaşımın davetine Almanya da kalmayı tercih ettiğim için. 1996 yılında Orada bir şirket kurmak için 10 yıllık vize almama rağmen gitmediğim. Her seferinde bir bahane bulup, gitmekten vazgeçtiğim, bir ülke olmasına rağmen, 1956 Yılında Marshall yardımıyla gelen portakal sarısı peyniri yediğimden beri her peynir yiyişimde nükseden küçük bir mide spazmı ile birlikte, içimde yaşarım ben Amerika’yı.
Dünyadaki tüm memleketleri, nasıl istiflemişse beynim kendinden içeri. Amerika deyince...Belleğimde sıfır numara traşlı ensesi ile bir Amerikan askeri.
Bir de hiç aklımdan çıkmayan… 1971 Ağustosunda bendeniz. Manisa’da vatani görevini yapan, bir Türk askeri.
Karavanada yediğimiz 1938 yılında vefat ettiği anlaşılan kocaman bir Amerikalı öküz gövdesi.
Yani hayvan 1938 de hakkın rahmetine kavuşmuş.
Ölümü, üzerindeki Mavi renkli damgayla sabit olmuş.
1971 de Türk askerinin karavanasına konmuş.
Yani 1950 yılından beri, ülkemin başına çuval geçirilmiş, Amerika'ya esir olmuşuz.. Etrafımız dostunuz diyenlerle kuşatılmış, dışarı adım atsa uyarılmış. Sanki tecritte yaşayan, Amerikan esiri..
Nerede diyeceksin, bizim ulusumuzun Vatansever partileri. Siyaset nasıl işler. Önce her on yılda bir kurulan, sonrada aniden yok olan “Gecekondu partileri” İsimleri: Demokrat, Adalet, Fazilet, Doğru yol, Anayol, Pardon!.. Anavatan ve şimdi de AKYOL. Yine Big pardon!. (Adaletsizliği ilke edinmiş, Kara vicdan Partisi) Adalet ve Kalkınma partisi.. Baktığınızda hepsi de heybetli parti isimleri.. Birde Vatan bölünmez diyen köklü kitle partilerinden CHP, MHP ve Hocanın MSP i var, CHP Halkçıydı ve Atanın partisi.
Peki, eğilimleri, oy oranları nedir bu siyasilerin. Çok zorlarsan CHP in toplam seçmenden alacağı oy, %15 eder. Şimdiki adı MHP, Nerede MHP in milliyetçiliği, yalvarsan da toplamı seçmenin % 12 i. Milli Görüş köklü bir partidir, ama maalesef en fazla % 8-10 sağlam olmayan oy ile beraber %35 eder. Sabıkası bu cemaatin, bir zamanlar Kadayıf hazırlarken yemesidir kaymaksız yoğurdu. Partinin en babası bir batında düzineyle doğurdu. Onlarda bu günkü AK Partiyi kurdu. Yani Ulus devlet olduğunu sandığımız ülkemizde, ulusunu savunan sadece % 35, gerisi namerde peşkeş. İç çamaşırından daha sık parti değiştiren seçmen tipini, sulak ovada yonca yetiştirir gibi yetiştirir. % 15-20 si hiç oy vermez geçiştirir.
Birazda maniple edersen % 45-50 seçmen oyuna ulaşman zor olmaz. Al sana bir gecede kurulabilen gecekondu partisi. Bu partiler Müslümandır, İslam’ın varisi, oy için Allah’ı kandırır ama yine de Tanrıdandır %50 oy garantisi. O zaman, bunun adına demokratik seçim, ülkede de demokrasi var, diyemezsin. Dediğimizde toplumun geri kalmış, gerisinde bir ses yükselir. Sen bilmezsin! Demokrasi vardır diyemezsin. Diye tekrarlayacak olsan Bizde “İlerisi” vardır diye gürler zebaninin birisi. Sadece tek kelimelik, ilerisi gerisi olmayan “Demokrasi” gelmemiştir memlekete.
Ve memleketin geleceğini her çağrıda emir kulu gibi biat eden seçmenin tayin edecek olması, içler acısı. Türk halkına yapılan haksızlığın en alası. Minnettar ol Gazi Mustafa Kemale, Ulus devleti kurmuş, yedi düveli kovmuşsun. Nedir bu “BOP” Büyük Ortadoğu projesi. Üstelik "El âlemin keferesi ." dediğinin kendisine dikte ettirmesi. Laik cumhuriyeti savunan, hırsızlık yapmayan, abdest suyuna hile katmayan vatandaşı, askeri ve aydını Ulusalcı diye kötüleyip, dahası türlü entrikalarla içeri tıktıran Amerikancıların başının arşa ermesi. Biz, istilaya uğramadan, bir memleketin azınlığı olmadan emperyalist güce asimile olmuş bir milletiz. Almanya da tanıdığım K. Maraşlı Fırgani, Çankırılı Şahin ve Yozgatlı Abdülkerim kadar delikanlı değilmişiz. Onlar atalarının kanını taşıyorlar. Yılmadan dört kuşaktır Almanla savaşıyorlar. Alman hükümetinin tüm baskılarına rağmen, dört kuşaktır, asimile olmayıp, Türkçede direndiler. İnadım inat değip, baskılara boyun eğmediler ve Almanca öğrenmediler. İnanın her Bayramda kurbanlarını yasaklara uymayıp, banyolarında kestiler. Bu memleketin insanı kendi yurtlarında, hiç bir baskı yemeden gönüllü… Amerikan asimilasyonu yediler, hayranlıktan olmalı, koro halinde sıraya girip, bizde Amerikan’ız! Dediler. Askerimize çuval geçiren coniler. Conilere misilleme yapan gençleri coplayan “Törkish police’ler…”
60 yıldır beklenen ve her seferinde söz verilmesine rağmen, bir türlü gelemeyen demokrasi maceramıza ışık tutacak, belki de sizin belleğinizde olup ta unutulan hatıralarınızı canlandıracak birkaç satır karalamak istedim sadece…
VE. ABD UŞAKLIĞIMIZ NASIL BAŞLADI.
Böğrümdeki ihtiyar Amerikalı öküzün rahatsız etmesine aldırmayarak.
Size bu soygunun nasıl başladığını anlatmak istiyorum.
Yakın tarihimizdeki "Türk- Amerikan" Stratejik ortaklığı:
Ellili yıllarda başladı memlekette, Amerikan yandaşı devşirme partiler. Hepsi de görevle, on yıllığına geldiler.
Bizde neyin eksik olduğunu onlar tespit ettiler, onlar söylediler. Bu kadirşinaslığı anlamamıza imkân yoktu çünkü işlerinde çok iyiydiler.
Bizi ikna edip, bunu yaparsanız, adam olursunuz dediler. Hatta sahip olmadığımız ne varsa onu slogan yapıp, isimlendirdiler.
Öncelikle size demokrasi gerekli deyip, köylümüze demokrat olmazsanız, tarlanızda ekin bitmez dediler. Amerikan arabaları almamız için rayları kaldırıp, asfalt yerine makadam döşettiler. Budalaydık, sandık ki, bizi ihya ettiler. Fabrika kurmamız için teknoloji vermediler fakat Türk ordusunu giydirdiler
Demokrat olmazsanız Müslüman olamazsınız diyen imamlarımız, camilerde demokrasi dersi verdiler. İnanın. Tüm Türkiye… Yurdum güzel insanları! 1950 de Amerika menşei demokrasi geldiğinde sanırsınız ilk kez gülmeyi öğrendiler ve ilk dört yıl katılıncaya kadar güldüler.
Her gün ve hep bir ağızdan “DEMİR-KIRATIZ! Dediler. Demokrat kelimesini ilk yıllarda telaffuz edemediler. Hatta ilk partinin adını Demokrat koyarak, vaftiz ettiler. DEMOKRAT PARTİSİ! Partiye de bir at verdiler. Adına “Demir kırat” dediler. Memleketi yediler..
Sonra altmışlı yıllar, sevinçli bir haberle geldi. Askerler… Biz daha demokratız dediler.
… Ve… 27 Mayıs 1960 ihtilali ilan edildi.
Altmışlı yıllarda Dostumuz Amerika tarihimizdeki ilk ihtilalin hamisiydi. Bizdeki büyük eksikliği, demokrasiden sonra, adalet olmadığını da fark etti. Onunda çaresi vardı elbet. Askere kışlana dön! Adalet gelecek. Dedi. Şimdi “Adalet” isimli bir parti gerekti.
Partinin başına Amerika’da ismi “Morison Süleyman, memlekette çoban sülü olan, bir çobanı getirdi.
Adına, yine bizde olmayan bir şeyin ismi verilip, “Adalet Partisi” dendi. İnanın! Adaleti ve fazileti bir kenara ittiler.. Bizi yanardöner seçmenler sayesinde, bir on yıl daha… Koyun güder gibi güttüler.
Nihayet yetmişler… Tam memlekette olmayan “Adalet” ismine ısınmışken, aniden bir emirle. 1971 yılının 12 Martında adalete ara verildi… Amerika’nın gücü ve Türkiye’de Askerler. Ecevit’e gaz verdiler, sen Kıp-rısı ala - ce-in dediler, sonra Kıbrıs’ta son gideceği yeri belirlediler. Ecevit ve Erbakan denen Müslüman lider, söylenen yerde durmayınca, başlarına çorap ördüler. Dost Amerika’dan 15 yıl ambargo yediler, bu yanlışı Türk milletine ödettiler.
Daha sonra Seksenler, ama yine Askerler. Yine gecenin en karanlık vakti, sabah olmadan geldiler.
Demokratız, Adaletliyiz diye nara atanlar. Şapkalarını alıp gittiler.
Biz düşünürken Amerika buna ne der. Bir baktık ki Ankara’da, İstanbul, İzmir ve Adana garnizonlarımızda Amerikalı üst rütbeliler.
Paşalar… Başta Kenan paşa ile dörtlü konseyler. Deseler de anarşiden, terörden kurtardık sizi.
Bunu yemediler biraz düşünenler. Tüm askeri darbeleri Amerika’dan bildiler fakat tabu kimseye bir şey söylemediler.
Yurdumuzda aklıselim bazı düşünürler, burası “Muz cumhuriyeti değildir” falan demek istediler. Fakat o ses o kadar cılız çıktı ki, Okyanus ötesine ulaşmayacağını kendileri de bildiler.
Amerika denin mi, Pentagon şekillendirir seni.
Stratejik ortaksın nihayeti.
Uzatmayalım bize uygun, emir eri birini yine buldular. Bu gelişim çok ani oldu. O günlerde her şey karışık, referandum v.s. Ana - Baba günüydü.
Bu memleket ne çektiyse “Baba’dan deyip. Yeni partiye “ANAP” ismini uygun buldular.
Ayrıca Amerika’nın tespiti, Önce. Demokrasi için Demokrat Parti, sonra adalet olmadığı için ve bizde Adaleti tesis için, Adalet Partisi, Şimdi de yeni tespite göre yokmuş bizde vatan sevgisi. Essahtan o sebeple kurulmuştur “ANAVATAN PARTİSİ” Kimse demedi, diyemedi siyasi ve bürokratlardan.
Memleketteki terörün sebebi! Yurdumuzu kurtarmaktır Amerikan istilasından.
Dediler memlekette karşıt guruplar, biri ulusalcı diğeri bunlar. Sam amca Teşhisi koydu. Bizdeki eksik böylece bilinmiş oldu “Vatan sevgisi” karışıklığın sebebi oydu. Adı… Anavatan partisi. Var mıdır, vatan gibisi diyerek, Amerikalı bürokratın İstanbul’da yaşadığı şatafata mihmandarlık yapmasıyla övünen, bir bilen, pardon! Her şeyi bilen bir beyi, Tonton Amcanız diye bize yedirdiler. Bu macerada on yıl sürdü. Memlekette yağma talan, halkın beli iyice büküldü. Ama işini bilen memurun yüzü güldü.
Yıl 1993 Tonton amca hakkın rahmetine kavuştu. Tam milletin yüzü güldü el ovuşturdu. Derken. Referandumla geri dönen Köylümüzün diliyle Fötrlü Süleyman Cumhur reisi oldu. Memlekette Önce dörtlü, sonra üçlü peş peşe koalisyonlar kuruldu.
Uğursuzluk hangisinde anlamadan hepsi bozuldu. Tanınmış imamlar siyasete hâkim oldu. Derken anladık ki, Amerika Türkiye’yi idare etmek için, araya imam koydu. Yıl 2002 Amerika yine teşhisi koydu. Bizde, bizim bilemediğimiz bir eksiklik buldu. Evet, biz Türklerde iman yoktu. Tabi ki, onunda çaresini buldu. İmamları topladı bir parti kurdu. Adını AKP koydu. O tarihten bu yana tüm ulemayı tarikat halkımıza çağrıda bulundu. İyi Müslüman, kötü Müslüman, İyi insan, kötü insan ayrımı çok oldu. Amerika en sevdiği ulema-ı tarikat imamını yanına aldı. Tüm direktifleri memleketimize o kanaldan saldı. Cumhuriyet tarihinde ilk defa kendisine karşı çıkan Türk askerine tavrını koydu. Amerika’ya karşı duran paşalarımız Yine cumhuriyet tarihimizin en onurlusuydu. İlk defa darbe yapmadan duran, gurur duyduğumuz askerlerimizin dört yüz küsuru hapse kondu.
Bu günlerde gündemi teröristler işgal ediyor.
Plan Amerikan fakat uygulayan sen olursan, sözün geçmez geçmiyor. Yarın bu halk sormaz mı?
Nerede senin anayasal yetkin. Temsili yetkisi olmayan teröristle mi barış getireceksin.
Telaşla ve hesapsız pazarlıklar başladı.
Çünkü Kürtlerin hamisi Amerika yetkilileri azarladı. Siz takip edin deyip, araya gizili servisleri soktu. Ne cevher, ne fidanlarımız arada mekik dokudu. Fakat bilinmeyen şuydu.
Amerikan planına göre Kürtler Türkiye’de şimdilik özerk, Irak ve Suriye’de devlet olmalıydı. Hesapta olmayan ise Kürtlerde anlaşmaya imza atacak bir lider yoktu.
Beş aşirette beş lider, biz olmadan barış olmaz diyordu. Barıştan önce şartımız, ateş kes değil, teröristin silah bırakması olmalıydı. Diyecek biri ise bu güne kadar bulunamamış, halen aranıyordu.
Yazımın başında söylediğim gibi, bunlar aslı olmayan fanteziler. Benim gibi düşünenler çoğunlukla düş kuran kişiler.
İşte sindirim sistemime 42 sene önce yerleşen. Vefatı 1938 de gerçekleşen o Amerikalı öküzü dışarı atamadığım sürece karnımı ağrıtacağı kesin. Bu sebeple benim bu acıyı dindirme umuduyla her zaman, bir şeyler yazarak siz Amerikancıları rahatsız edeceğimi de bilin.
Cemal K. Demir
İstanbul 2013
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder