1 Nisan 2015 Çarşamba

ERKEN YAPILAN 1 NİSAN ŞAKASI MI… ZEKÂ TESTİ Mİ




ERKEN YAPILAN  1 NİSAN ŞAKASI MI…  ZEKÂ TESTİ Mİ?
TANRIM BİZİ NEYLE SINIYORSUN
31 Aralık 2015, Tüm yurtta toplu elektrik gitti, memleket yer yer 6 ila 10 saat arası karanlığa gömüldü
Hükümetten normal düzeyde bir aklın kabul edebileceği seviyede de olsa bir yorum yok. Anlaşılan onlarda şaşkınlık içeresinde. Yarın 1 Nisan!..  Size şaka yaptık. En şakacı hükümet AKP dir. En umulmadık anda, en beklemediğiniz anda halkımızı şaşırtır, ters köşeye yatırırız, çünkü biz şakacıyız, demelerini beklerken.  Bir felaket haberi geldi, elektrikler gittiğinden dinlediğimiz pilli radyoların mekanik sesinden.
 Bir savcımız rehin alınmıştı. Hem de AKP in büyük eserimiz dediği, anlı şanlı açılışı yapılıp güvenlik, kriterlerinin kale alınmadığı anlaşılan Avrupa yakası Adliye sarayında olmuştu bu vahim olay.
Yahu henüz 1 Nisan değil, neden şaka da ısrar eder bu insanlar diye düşünürken.  Savcıyı rehin alan teröristleri ikna cabalarının sonuç vermediğini duydukça kahroluyorduk. İş ciddiydi. Hükümet olaya yayın yasağı koymuştu ama abuklukları paçalarından aktığı için, süreç iyi yönetilemiyordu. Mesela İstanbul Emniyet Müdürü niçin bir iki avukatın ikna cabalarına katkıda bulunmadı. Niçin olayın içinde bir İçişleri Bakanlığını temsilen, can kurtarabilecek bazı girişimlerde bulunmadı.
Bulunamazdı çünkü Failler belliydi, ama suçlu arandı, bulundu da.  . Yukarıda saydıklarımın hiç bir saatlerce, bu durumu yasalarımıza göre güncel olan başbakanımızla konuşmadı. Ama yurtdışı gezisinde olan Cumhurbaşkanımızı Slovakya’da buldu.  Aslında gün boyu hiç temas kesmediği için buldu kelimesi yanlış bir ifade oldu. Ona yetiştirdi suçlunun kim olduğunu dememiz gerekirdi. İşin doğrusu da buydu.  O da savcının öldürülmesiyle sonuçlanan bu elim olaydan sonra,  savcımızın ölümünü dahi gölgede bırakacak çok çarpıcı bir açıklama yaptı.  Savcı ölmüştü, Allahtan rahmet dilemekten başka çaresi yoktu. Onu katleden teröristlerin de kahraman Türk polisi tarafından canlarına okunmuştu. Bunlar münferit olaylardı. O Twittçiler yok mu, O Twittçiler. Böyle acılı bir günde bile, AKP in beceriksizliğini Twıtt atarak dünyayla paylaşıyorlardı. Tüm bu karışık duygular içinde asıl 1 Nisan şakası patlatıldı.. Hem de bir Gün önceden ve böyle acı bir günde. Millet kan ağlarken şaka olur mu demeyin oldu işte.  Sn. Cumhurbaşkanımız, Exelansları Asıl suçluları açıkladı.  Suçlu Avukatların cüppesiydi önce,  sonra avukatım diye güvenlikten elini kolunu sallaya sallaya geçen Avukatlar oldu. Yani kara cüppe içindeki tüm hukukçularımız olayın suçlusu ilan edilip, onlar da devletin sopası gösterilmiş oldu. Hayır. Daha sonraki açıklamalarında Sn. Exelansları, “Bu bir 1 Nisan şakasıdır. Demedi. 
Olayın şokunu yaşayan halkımız, hiçbir zevat ve muhalefet partililerden bu duruma yorum yapılmadı. Çünkü hepsi bunu bir şaka olabileceğini düşünüp, ŞAKA YAPTIIM! Diye açıklamasını bekledi.  Zaman zaman kendime soruyorum. Çok ekmek tüketen bir millet olsak ta bu kadar geri bir zekâya mahkûm edilmemizin adil olmadığını düşünüyorum. O sebeple acaba diyorum. Milletimizin 13 yıldan bu yana yapılan AKP yolsuzluğu, Adaletsizliğine karşı tepkisizliğini, tüm bu olanların şaka olduğunu sanmasından olamaz mı diye soruyorum kendime.
İnsanları korkutursun. Sormaya çekinirler belki ama akıl sorar. Mesela sormaz mı orantısız bir güç olan akıl, Madem bu işin suçlusu cüppeli avukatlar. O zaman parlamentoda insan kılığında halkın anasını belleyen,  soyguncular ne yapar.  Ki aralarında sabıkalı olanları da var. Var mı bir kaide parlamento rüşvetçileri de savunur, saklar. 
Akla sormaya başlarsak çok fena şeyler söyleyecek. Biz şimdilik bu kadarıyla yetinelim.
Ama aklın bir sırrını verelim.  Düşünme yetisi zayıf olan bir âdem, düşünce kapasitesi oranında akıllı veya akılsızdır.  Zekâ testlerinde kullanılan çok bildik bir metot vardır.  Testi yapacak kişi bir on kuruşluk nikel parayı eliyle önce gösterir. Sonra bu parayı, arkasına götürdüğü ellerin arasında saklayacağını söyler, teste tabi olana. Teste tabi olandan istediği, Paranın hangi elinde olduğunu bulmasıdır. O kişinin zekası ve derecesi, böyle tespit edilecektir. Teste tabi olan, % 50 şansı olduğunu düşünüp, o şansı da kullanmak ister ve sakın parayı ellerinin arasından başka yere saklama, saklarsan oyun geçersiz olur deyip, kendine göre güvencesini alır. Nihayet testi yapan şahıs ellerini teste tabi olanın göreceği şekilde öne çıkarır. Teste tabi olan gördüğüne inanamaz. Adamın elinin biri açık, el ayasıda kendisine dönüktür. Sen benimle dalga mı geçiyorsun der ve hemen paranın kapalı elde olduğunu işaret edip o elin açılmasını ister. Test yapan adam sakindir, elini açar, fakat para o elde değildir. Para ona göstermiş olduğu açık elinin üst kısmında iki parmak arasında gizlenmiş, bulunmayı beklemektedir.
Bu küçük anekdotun açıklamasını yapmamı istemeyecek kadar zeki okuyucularım olduğunu düşünüyorum. Kıssadan hisse…     Bu testin ikinci safhası, teste tabi tutulana iki elinde açık olarak gösterilmesidir ki, çok acıtır. Üçüncü safhası ise ağlamaklı. İki elde açık, birinin parmakları arasında on kuruş.                                                                                                                                                              Çok erken tanı koyan, düşünmeden karar verelerin zekâsından hep şüphem olmuştur.
cemal k. demir
Bu bir, “1 Nisan 2015” Şakası değil, çok ciddiyim

Hiç yorum yok: