9 Eylül 2016 Cuma

BİZİM DUMAN KARAKTERLİ KÖPEKTİR OĞLUM.


BİZİM DUMAN KARAKTERLİ KÖPEKTİR OĞLUM.

 
Bizim, benimle yaşıt Karayaka cinsi,  çok iri yapılı bir köpeğimiz vardı.  1949 Doğumlu olan bu köpeğin adı “Duman'dı” Beraber büyüdüğümüz için ben Duman’ın küçüklüğünü pek hatırlayamıyorum.  Duman öyle güçlü bir yaratıktı ki, sürülere dadanan kurtları boğduğunu Kurt’a saldırışına şahit olan çobanımızdan duymuştum. Duman oynaşı hiç sevmezdi. Hele yalakalıktan nefret ederdi, kendi ailesinden bir köpek yılıştığında önce uyarmak için hırlar, sonra pençesini konuştururdu. Siz ona yakınlık gösterdiğinizde size çok kısa, şöyle bir bakar, hafifçe selam verir gibi başını öne doğru eğer ve sonra kafasını çevirip giderdi.
Her köpek yal verilirken yaltaklanır, kuyruk sallar fakat Duman yaltaklanmaz, yal kabının başında beklemez ve yal varken kimse o gözden kaybolmadan gidip te o yalı yemezdi. Onun yal kabına konan yiyeceğine ise hiçbir köpek dokunamazdı. Hiçbir köpek diyorum bizde o zamanlar en az 5-6 köpek vardı ve hepsi şeceresi iyi,  cins köpeklerdi. Ama Duman asil, karakteri düzdün, onurlu ve dominant bir köpekti.

13-14 Yaşlarımdaydım sanırım, bir gün Duman’ın kaybolduğunu söylediler, her bir tarafı aradık ama bulamadık fakat her akşamüstü atlarımızı sulamak için,  bahçemize sınır olan azmağa gittiğimde Duman’ı yarı beline kadar azmaktaki çamura sokmuş, baş ve ön ayaklarını, yine bahçemizdeki Asırlık telli kavak ağacının yanına uzatmış vaziyette görünce telaşa kapıldım. Hemen attan inip yanına gittim, bana, “Bana dokunma” der gibi baktı, sonra ağzını açıp dilini oynattı. İnanamadım, gururundan yal kabı başında beklemeyen Duman benden su veya yiyecek istiyordu. Fakat bunu kendine has bir tavırla yalvarmadan ve yaltaklanmadan yapıyordu. Gözlerini oynatarak ve açtığı ağzındaki su içer şekilde dil hareketiyle bana anlatmaya çalışıyordu. “ Ben hastayım ve yerimden kıpırdamamam gerekir, benim yemeğimi ve suyumu buraya getirirseniz minnettar kalırım.” Der gibiydi.. Hay, hay  Duman dedim içimden bu asil yaratığa, hemen evdekilere haber verip durumu anlattım. Ona orada tam 21 gün o vaziyette baktık. Duman Bel felci denen Köpek hastalığından kurtuldu. Kendi kendisini tedavi etmişti. Hastalandığı zaman benim yaşıma eşit, 13-14 yaşlarındaydı. Daha sonra 3 yıl daha yaşadı ve ölüm zamanı geldiğinde öldüğünü göstermemek için, evden uzak bir yere gidip kaçınılmaz sonunu orada bekledi.

8-9 yaşlarımdayım, akşam hava kararmak üzere bir tarla dönüşünde tüm köyün köpeklerinin koro gibi havladığını duyunca babama,
- Bu köpekler neye havlıyorlar böyle hiç susmadan! Diye sordum.

Babam,
- Yok bir şey oğlum, bak şu yakınımızdaki ağılın baş köpeğini görüyor musun? O boz köpek havladı mı onun köydeki tüm avanesi havlamaya başlar dedi ve ekledi.
–Ne zaman o yaşlı köpek havlamasını keserse, diğerleri de havlamayı bırakır.

Ben bu cevaba pek tatmin olmamıştım çünkü bizi karşılamaya gelen Duman, arabamızın yanı başında hiç havlamadan, dost gözlerle bakarak ama kuyruk sallamada da sizi tanıdım anlamından öteye gitmeyen sınırlamayla, yanımızda yürüyordu.
Babama tekrar sordum.
-Peki, Duman neden diğer köpekler gibi havlamaya katılmıyor.
Babamın cevabı kısa ve netti.
-Duman karakterli köpektir oğlum.
Demek havlayan köpek ısırmaz dedikleri buymuş diye içimden geçirdim. Havlayarak kendi güçsüzlüklerini yenmeye, cehaletin getirdiği şüpheciliklerinden olacak, karşısındaki olası düşman gördükleri kişi ve hayvanlara tehlike geçene kadar, hiç hız kesmeden havlamaları zayıflık belirtileriymiş meğer.
Ben bunları düşünürken evimizin açık araziye bakan kısmına gelmiştik. Merakımı gidermek için tekrar sordum, bana tokat dediğimiz hayvanların geçişini önleyen sırıkları çekmemi, yani kapıyı açmamı söyleyen babama..
-İnsanlarda köpekler gibi midirler. Korktuklarında bağırırlar mı diye soracak oldum. Ne demek istediğimi anlamıştı koca Çerkez.. 
-Hayır oğlum korkan insanda köpekler gibi havlar.
-Çünkü onların aklı da o havlayan köpekler kadardır.

Cemal K. Demir.
11.05.2012

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hiç yorum yok: