Başbakanımız aniden çıldırmış olabilir mi?) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Başbakanımız aniden çıldırmış olabilir mi?) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2014 Pazartesi

BU BİR GÖSTERİ Mİ. (Ya da, Başbakanımız aniden çıldırmış olabilir mi?)


 
O zat-ı muhterem ki, Çok kuvvetli, gücünü  halkından alıdığını her fırsatta tekrarlıyor. Halkın iradesine methiyeler düzmesine sebep olan seçimlerdeki yüksek oy potansiyeli mi. Yahut, cehaletin pohpohlamasıyla doruğa çıkan,  sihirli bir özgüven patlamasıdır bilinmiyor. Devlet erkanında, iş dünyasında, basında ve yargı kurumlarının bir çoğunda istediğini bir tek işaretle alabiliyor.
Bu gücü elinde bulunduran bir zat-ı muhterem.  Hayrettir, Van Depremzedeleri için TV lerde eleştirisel programlar yapıldığında  hiç tepki göstermiyor. 
Buradan çıkışla anlıyoruz ki; Onun TBB Başkanına gösterdiği, bu aşırı dozdaki tepkisinin Van depremiyle alakası yok.. Konu van depremiyle alakalı olsaydı emin olun bu güç, bu öfke yayını yapan TV in üzerinde patlardı..

Van depreminden sonra konteynerlerde yaşamak zorunda kalan ve geçen Hafta Istanbula gelip bir televizyonda şikayetlerini dile getiren depremze çocuklarının durumu gözler önüne serildi. Kkat ne hikmetse O ses şöyle bir gürleyip, - Fatıh sustur şunları!!.. Diye bir çıkış yapmadı. Yaptıysa da medyada henüz yankılanmadı.. Böyle bir şey olmuş olsa, öyle kesif kokarr ki bu öfkeli nefes, muhakkak o keskin koku genzimizi yakar bize kendini hisettirirdi.

Hal böyle iken... Feyzioğlunun depremle ilgili söylediklerini bahane edip, hiçte edeplice olmayan bir uslupla. Türkiye Barolar Birliği Başkanına
"Edepsiz.." Demesi ve bunu Devletin tüm erkanı önünde yapmış olmasının edeple ne kadar bağdaştırılabildiğinin farkında olmadan gürledi o öfkeli ses.. Mevkine ve konumuna hatta bulunduğu ortama yakışmayacak bir hal ve ruh haliyle.. -Edepsizlik ediyorsun!.. (sunuz değil, senlibir hitap şekli, senli benli bir konuşma.) Böylece bu bu üslup destursuzluğu, iktidarı boyunca yarı varoş yarı kabadayı bir jargonu devletin en üst kademesine kalıcı bir leke olarak yerleştirmiş oldu. Başbakana yakışmayacak bu davranış ve sözler tabi ki, kötü örnek olarak kayda geçmiştir.
Onun çıldrmasının asıl sebebi. Türkiye Baraolar birliği Başkanının Son günlerde çok tartışılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine atfen, Cumhurbaşkanı olacak kişinin 76 milyonun kabul edebileceği bir kişilik olması yönünde yaptığı açıklamaydı. Görüntülere dikkatlice baktığınızda Başbakanın yüzünün o sözlerden sonrane hal aldığını ve bu talihsiz çıkışını da hemen bu sözlerin sonrasında yaptığını göreceksiniz. Van depremi ve uzun konuşma bahanesi tabiri caizse eşşeğe semer uydurmaktan ibaret. Bu cesur ve Demokratlığı özümsemiş bir şahsa yakışan konuşması için, T.B.B. Başkanı Sn Feyzioğlunu kutlamak gerekirken, onu savunma durumunda olmamız ancak kara mizah konusu olabilir. Kaldı ki, o demokrat şahsiyet, sade bir vatandaş değil, Türkiye Barolar birliği başkanı ve demokratik hakkı olan konuşmasını yapabilmek için, cüppesini çıkarıp, olağan siyasetçiler tarafından amacından saptırılmış hasta bir siyaset yapısının içine girmesine gerek yok.

Peki, ana muhalefet nasıl yorumluyor bu olayı derseniz, yürekler acısı diyebileceğim bir tablo çıkıyor ortaya.. Kendisine aynı soru yöneltiğinde, CHP in ileri gelenlerinden bir Beyefendi olarak tanıdığımız Sn Laloğlunun verdiği cevap, dudak uçuklatır cinsten ve yargının yüceliğini, özgür iradedin demokratik rejimin olmazsa olmazı olduğunu yok sayarak. Olaya karışanların hatalarını ve sevaplarını tasnif edebiliyor. Burada bir yalnış bir doğruyu götürür oyunu oynanmıyor. Bu rada olan, seni,n hukukuna fütursuzca yapılan bir saldırıdır. Devletin en yüce makamı olan Cumhurbaşkanının gözleri önünde ve onu hiçe sayarak yapılan fütursuzluktan daha büyük bir ayıp olabilirmi? Yargı her zaman bir ülkenin Başbakanın önündedir ve hiç bir gücün karşısında düğmesini iliklemeyen tek kurumdur. O sebeple yargı mensuplarının cüppelerinde düğme yoktur.  Sn Laloğlu da hazırlıksız yakalanan bir taze gibi, davulun hem kasnağına, hem göbeğine ama, daha çok kasnağına vurarak eyyam içinde durumu izaha çalışıyor. Olayları değerlendirmede, muhakeme gücünü yitirmiş birinin vereceği cinsten bir cevap oluyor, hiç bir tarafa yaramayan ama halkın adalet duygusunu zedeleyen bu cevabı.  Vay anam vay bu şahsiyet, CHPin ağır toplarından olan bir Beyefendi. .Ve TC. Bşbkn ile TBB başk arasında yaşanan bu vahim olayı akla yakın yorumlamaktan aciz.  Tabi hemen bilgisiz olupta fikir yürütebilen bir  partili profili dökülüyor ortalığa,
partideki akıl üretimindeki yoksunluğu gözler önüne seren.  CHP kurumsal olarak asıl benliği olan, ideolojisinden sapmasından bu nyana belini doğrultamamıştır. Partide oluşturulamamış ortak akıl. Bağnazlıktan kurtulamayan, sadece bir süreliğine kiralanan emanet düşüncelerin ürettiği fikirler ve karar vermede gereken bileşenlerin dağınıklığı, bu kaosun boyutlarının partinin boyunu aştığının bir belirtisidir. Bu sebeple partinin içine düşmüş olduğu o kocaman, başka seslere tahammül edemeyen ama, seslendikçe kendi eko'su içinde çoğalıp kaybolan kara bir sessizliktir aslında partinin tamamını yutmaya hazırlanan. O büyük boşluk. Ses vermeyen veya sizi boş seslerin peşinden sürükleyen o girdap o büyük boşluk bir dönencedir. Döner durur, çıkış vermez.  Fakat, her defasında sizi biraz daha içine çeken  boşluktur bu boşluk....
Sn Laloğlunun konu ile ilgili görüşleri tamamen kendisine ait olabilir, muhtemel öyledir de Ama, burada Pardon! Demeliyim... Söyleyen kişi bir partinin ileri geleni ise ve ulusal yayın yapan, milyonların izlediği bir kanal ise, pardon demek ve bir es. Vermek doğru olur sanırım. Çünü o zaman o sözleriniz sadece sizi bağlamaz Sn Baylar. O fikir, parti yetkilileri tarafından aksi açıklanmadığı sürece, temsil ettiğin camianı bağlar. Siz de bunu bilecek yaşta ve tecrübedesiniz Sn Laloğlu. Başbakanın konuyla ilgili tek bir yerde haklılığı vardır. Ama, o haklılık payı sizin işaret ettiğiniznoktada değildir. Sn Başbakanımızın haklılığı, hem de %100 haklı olduğu noktaları benimle birlikte tüm Türk halkı izledi. Siz algılayamadıysanız söyleyeyim. Başbakanımızın haklı olduğu tek nokta vardır aslında o da bu olayda ki haksızlığıdır.  Sizin yaptığınız tüy siklet muhalefetin rahatlığıyla, kural tanımaz çizgisinin devam ettirdiğini üzerine basa basa göstermesidir mesela bir diğer haklı olduğu nokta... Danıştay toplantısında devletin Cumhurbaşkanı dahil, tüm protokolü peşine takıp o toplantıyı sonlandıracak kadar güçlü olduğunu ve örgütüne hakim olduğunun, tüm bu skandallara rağmen,  bir nebze olsun değişmediğini aymaz beyinlere bir çivi gibi çakmasıdır. Evet bu bir başarıysa eğer başarılıdır. O da başarılı olduğu konusunda haklıdır. Onun ve peşine takılıp giden zevatın yaptığının doğru olduğunu hiç bir mantık açıklayamasa da..  O haklılığından başka, siz muhalefete, burokrasıye, Yargı ve Askeri, Hatta Cumhurbaşkanlığı mevkiine ve de halkın büyük bir çoğunluğuna karşı yaptığı bu şovla, hegomonyasının sürdüğünün mesajını vermiştir...
Horozlanmanın pirim yaptığı, erkek egemen bir ülkede onun hayranlıkla izlenmesi ve takip edilmesi yadırganabilir mi? Bu durumun yaratılmasında asıl olmasa bile,  sebeplerinden biri de sizsiniz.. Evet siz uyuyan muhalefet. Sizin halka başka bir rol örneği, mesela dürüstlüğün ve ilkeli insanların değerli olduğunu, bir kez olsun beceremediğiniz ilkeli yaşamınızı örnek olarak gösterememeniz de bir sebep olabilir mi? 
Çok partili döneme geçişimizden bu güne, karşınıza aldığınız tüm siyasi hareketlerin, çıkara hizmet eden, gecekondu partileri olduğunu unutup ona göre siyaset geliştiremediyseniz, partinize mor gülü de getirseniz sonunuz, evinizin önündeki gül bahçesini kaybetmek olacaktır.   Daha açık söylemem gerekirse, en fazla on yıllık siyaset yaşamları, yani küçük bir sineğin yaşamı kadar ömrü olan, (DP,AP,DYP,ANAP şimdi neredeler?) partilerden rol çalarak oy alacağınızı düşünmenizdir belki bu sebeplerden biri..
Yukarıda bahsettiğim gibi CHP deki bu akıl üretimindeki zaafı giderilmeli. Gerek kurumsal, gerek parti politikasındaki değişken tutarsızlığın yarattığı boşluk giderilmeli. Siyasete ilgi duyan gençlerin genç yaşlarda partiye  katılımı sağlanmalı, eğitimleri takip edilmeli ve desteklenmeli. siyaset bilimcisi gençlerin çoğalması siyaseti seviyeli bir hale getirecektir. CHP Türkiyenin bir partisidir, gece kondu partileriyle yarış eden bir siyasi oluşum değildir. Siyasetin mektebi olabilecek bir parti varsa yurdumuzda o da Atamızın halkına armağan ettiği Cumhuriyet Halk Partisidir. Tabi bu saydıklarımı Parninizin içinde millet vekili sıfatıyla dolaşan ve Taya haksız yetre dil uzatmalarına rağmen disiplin cezazı bile vermeye gerek görmediğiniz, her konuda yetersizliklerini ilan eden bu kadroyla yapamazsınız. 
O sebeple.. Bu gün acil yapılması gereken ilk iş ise, kurultay hazırlığı ve olağan üstü kurultayı toplamak olmalıdır.  Yeni diye lanse ettiğiniz, eskisinden daha eski kafa yapısında bir partininm gerçekten yenilenme zamanı gelmiştir. Partinin ideolojisi doğrultusunda donanımlı kişilerin partide görev almasını sağlamanız gerekir. İşte asıl o zaman bu partiye cidden hizmet etmiş olacaksınız. Atın artık, yıllarca kullandığınız bu kokuşmuş eski urbaları  üzerinizden. Bakın dışarıya, Bahar geldi tabiat yenileniyor ama, en çok yenilenmeye ihtiyacı olan sizsiniz. Çıkış yolunuzda yenilenmekten geçer. Üretebilen akıl yenilikçidir, durağan akıl statükocu.. Partideki post kavgası ise sadece cehaletin yapabildiği tek becerisidir.

CHP deki b
u boşluk çok acil doldurulmadıça kimsenin bu memlekette Demokrasinin geleceğinden umudu olmasın. Demokrasinin kendi hiç bir zaman bir yere misafir olarak bile gitmemiştir. Demokrasi bir yaşam biçimidir. İnsan onuruna layık, çağdaş bir yaşam sürmek, tüm vatandaşların hakkıdır. Bu sebeple demokrasiden vazgeçmeden, siyaseti çirkinleştirmeden ve bencilliği ilke edinmeden yapılan bir siyaset kutsaldır, erdemdir.
O sebeple demokrasiyi ancak erdem insanlar, insan onuruna yakın bir rejim olduğu için önce benliğine yerleştirir, özümser..  Sahipleni, özenle korur ve inanarak uygular. Onu hak edenler de Hakka, hukuka ve insana saygılı, erdem insanlardır. Parti içi, post kavgalarını önde tutarak haramiler partilerinden rol çalarak siyasi geleceği umutlarını bir takım insanlık dışı manevralara, ayak oyunlarına bağlayanların, kendisine bile saygısı olmayanların, hak etmediği ve beceremediği bir rejimdir demokrasi.
12.05.2014

Cemal K. Demir