SAYGI VE SEVGİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SAYGI VE SEVGİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2015 Perşembe

SAYGI VE SEVGİ





Saygının özü, kişinin kendisine duyduğu özendir.

Kişiyi değerli kılan, kendi değerini bilmektir.

Saygıyı, bir varlığı, tümüyle ve tam olarak kabul etmek, kendini ifade etmesine izin vermek" olarak tanımlayabiliriz.  

Saygı biat etmek değildir. Biat etme kişiliksizdir. İnsanın kendisine duyduğu saygı, o kişiyi yüceltir. Biat etme sevgiyi köreltir.

Ünlü İslam düşünürü Farabi; "Hiç bir şey kendi kendisinin nedeni olamaz. Çünkü nedenin kendisi, oluşandan öncedir."

"Hiç bir şey kendiliğinden yok olmaz, böyle olsaydı, var olmazdı."

"Koşulsuz Sevgi" sözlerimiz, başkalarına karşı, düşünce, söz ve eylemlerimizle, yani kişisel deneyimlerimizle bütünleşmediği için, idrak edilememekte ve içi boş bir söylem olarak kalmaktadır. Burada eski bir sözü "Saygının olmadığı yerde sevgi olmaz" hatırlamakta yarar vardır. O halde, koşulsuz sevgiden önce, başlangıç aşaması olarak, koşulsuz saygı düşüncesini özümsemeyi, sözlerimizle ve davranışlarımızla ortaya koymayı gerçekleştirmeliyiz.

Bizi idrak ettirecek olan, düşünce, söz ve eylemlerimiz ve bunları yaparken ne ölçüde bilinçli farkındalık içinde olduğumuzdur. Belki böylece ailemizle, arkadaşlarımızla, sevgililerimizle ilişkilerimiz daha uyumlu ve doyum verici olur.

Saygının aslı, "Saygı göstermek" değil, saygı görmektir. Sevgi gibidir, zorla olmaz. Yürekten gelir.

Ata'ya, (Babaya) anaya, otoriteye ve amire, vatana, bayrağa duyulan saygı, rasyoneldir. Mensubu olduğun topluma uymadır, kuraldır, rasyonel otoriteye boyun eğmedir, geçicidir. Kabullenmedir. Büyüğe olan güvendir, aile sevgisidir. Toplumun yazılı ve yazılı olmayan yasasıdır. 

Saygının tarifi değildir. Saygı duygusunu oluşturan, insan olmanın bilincine varmadır. Kainatta yaşayan en mutena varlık olmanın, gururunu yaşamaktır.

Kişi insan olduğu için, insana saygı duymalıdır. Önce kendisinden başlamalıdır.

bu davranış, insan olabilmek için atılacak ilk adımdır.

Kendisine saygısı olmayan biri, insan sıfatını taşıyan ama insanlıktan nasibini alamayan bir yaratıktan farksızdır. Dinimizin aslı da ahlaktır. Bu gün uygulandığı gibi, ahlak içinden alındığında geriye kalan, otoriter kurallardır.

Kendisine saygısı olan kişi, başkasını değil, kendisini terbiye eden insandır. 

O insan erdemdir. Yalan söylemez, riya bilmez, komşusunu çekiştirmez,

bilmediği konuda söz sarf etmez, insanları, bitkileri ve canlıları aşağılamaz.

Mala mülke, cana zarar vermez. İnsanları gücüyle ve diliyle ezmez.

Kendisine saygı duyan kişi cahil kalmaz. Gönlü gibi aklıda zengindir. Çünkü insanı diğer yaratıklardan ayıran akıldır. Akıllı olmak için bilgi gerekir, deneyim gerekir. Akıllı olmayan insan, yarımdır. biat etmek zorundadır. Biat insanlığın yüz karasıdır. Kölelikten farksızdır. Fikir kölesidir, tarifini bilmediği fikir zincirine bağlanmıştır.


Kendisine saygısı olan biri erdemdir. Makam sahibi olunca, bana saygı gösterin diyerek halkı azarlamaz.  Arlı'dır, namusludur, ırza mala dalmaz. Karısıyla yatmasını sevgiden saymaz. Karısının özgürlüğünü kısıtlayıp, gırtlağına bıçak saplamaz. Çocukları çalıştırmaz.

Saygının özü, insanın kendisine duyduğu saygıdır. Gerisi dayatmadır.

Kişi kendisine saygı duymasını öğrenmeli önce. Kendisine saygı duyan insan, tüm canlılara ve doğaya saygı duyar... Kendisine saygı duyan adam, karısına arabanın kapısını açan adamdır.

Kendisine saygılı olan insan, 10 yaşında bir çocuk içeri girse, onu ayakta karşılayandır.

İnsanın kendisine değer vermesini öğretmenin en iyi yolunun, ona örnek olmak olduğunu bilir.

Burada anlatılmaya çalışılan saygı mefhumu, kalmış mıdır bu ülkede? Gün geçmiyor ki, siyasi erkin en tepesindeki adamın. Yani otoritenin halkını azarlamadığı bir gün yaşamadan yatağımıza gidelim.

Kindar ve dindar çocuklar yetiştirilmesi için talimat veren bir zihniyetin varlığı, Demokles’in kılıcı gibi tepemizdeyken, bırakın fikir beyan etmeyi, düşünmenin suç olduğunu tüm gücüyle haykıran siyasi monsterin varlığına alışmaktan başka ne yapabildik, bu güne kadar.


Öyleyse bu ülkede gün geçtikçe artan saygısızlık niye diye sormamak gerekir.

Sevgiden söz etmiyorum bile, çünkü saygının olmadığı bir yerde sevgi olması mümkün değildir.


cemal k. demir

Mayıs/2015