MARMARİS NOTLARI 1
Münir’in Dünyası:
Uzun zamandır gitmeyi
düşündüğümüz Marmaris’e nihayet gidebildik. Orada yaşayan sevgili dostlarımız
Selva ve Münir’i ziyaret edecek, onların yaşamlarının bir parçası olan “Çamur
evi” ismini verdikleri güzel sanatların bir çok kolunda faaliyet gösteren sanat evini
görecektik. Her seferinde daha sonraki bir tarihe ötelediğimiz bu ziyaretimiz
de 17 Ekim 2012 tarihinde gerçekleşti. Tabi sevgili Gözen ailesini ziyaret
etmemizin gecikmesi, bu ziyaretin güzel bir sürprizle taçlanmasına vesile oldu.
Gitmemizden kısa bir süre önce aldığımız haberde, Dostlarımızın küçük kızları
Dide’nin evleneceğini öğrendik. Düğün 20 Ekimde yapılacaktı. Doğrusunu söylemek
gerekirse, onca telaşlı işin arasında ziyaretimizin fazladan bir yük getirdiği
düşüncesini üzerimizden bir türlü atamadık. Diğer taraftan dostlarımızın bu
mutlu günlerinde yanlarında olmamak gibi bir davranış içinde olmamıza da imkân
yoktu. Münirler kızlarının düğününe Yakın aile dostlarının haricinde kimseyi
çağırmamışlardı. İşte bahanemiz... Hiç değilse nazarlık olarak, siz A.O.O.
dostlarımız, Efsaneleri temsil etmemek olmazdı. Lafı uzatmadan söylemek
istediğim bir şey var bu düğün hakkında. Düğünün bildiğimiz klasik düğünlerden
önemli bir farkı vardı. Bu düğünde biz dâhil, herkes eğlendi. Bildiğim
kadarıyla düğünün organizasyonunu ikisi de Mimar olan, Gelin ve damat birlikte
yaptılar. Bence eğlenceli olmasının tek sebebi buydu. Böyle düğünlerde davetli
kişilere göre düzen kurarsanız, bu durumda hiç bir kimseyi memnun edememenizle sonuçlanır. Çünkü gelen
davetliler nedense topluma uymak yerine bireysel özen ve ilgi isterler. Sanırsınız orada sadece kendileri ve yine kendileriyle ilgilenen düğün sahipleri vardır. İnsanoğlunun en hızlı gelişen ve karşı koyamadığı duygusu ego, hep ağırlanmak ister. Çoğu böyle üst sınıf düğünlerinde dedikodu sayfalarında yer almamak için, toplulukla beraber eğlenmenin abartılı olmamasına dikkat edilir. İçinizdeki eğlenme isteğini zor da olsa bastırırsınız. Bunun yerine Ya fıkralar anlatılır ya da dedikoduya sardırılır veya bol palavralı
muhabbetler kurulur. Bu sebepten olsa gerek, ben düğün salonu pistinden hiç inilmeyen varoş düğünlerini kıskanırım. Düğün gibi eğlenilir, düğün salonlarında. Orada oynamayan değil, oyuncu muteberdir. Flaş televizyonu programları gibi o vurdumduymaz bohem havası vardır onlarda. Ve galiba bizim halkımıza mal olmuş asıl klasik düğünlerimiz o düğünlerdir.
Ne yazıktır ki, hiç Kimse maalesef, gelin ve damadın hayatlarında sadece bir defa yaşayacakları bu mutlu günde onların ne istediğiyle pek ilgilenmez. Düğünün olabildiğince neşeli geçmesi için, oraya gelen misafirlerin tüm dertlerini geldikleri yerde bırakmaları gerekmez mi? Asıl düğünün sahibi, yani eğlence düzenleyicisi konumunda olan bu çiçeği burnudaki çifti daha ilk günden hayal kırıklığına uğratmak kimin haddinedir.
Okulumuz 70
mezunlarından Cemilde Marmaris’te yaşadığı için gelmişti düğüne, aynı masada
oturduk. Biz çok eğlendik ama o güne mahsus, ayak probleminden dans etmemiz
mümkün olmadı.Ne yazıktır ki, hiç Kimse maalesef, gelin ve damadın hayatlarında sadece bir defa yaşayacakları bu mutlu günde onların ne istediğiyle pek ilgilenmez. Düğünün olabildiğince neşeli geçmesi için, oraya gelen misafirlerin tüm dertlerini geldikleri yerde bırakmaları gerekmez mi? Asıl düğünün sahibi, yani eğlence düzenleyicisi konumunda olan bu çiçeği burnudaki çifti daha ilk günden hayal kırıklığına uğratmak kimin haddinedir.
Niçin biz büyükler, Düğünlerde asıl ağırlanması gereken kişilerin gelin ve damat olduğunu hep unuturuz.
Bize kendi organizasyonlarıyla müthiş bir gece yaşattıkları için, gelin kızımıza ve damadımıza bu satırlarımla teşekkür ediyorum.
Düğünün hazırlık safhasında Bir babanın yaşadıkları bana, hepimizin çok iyi bildiği fakat nedense üzerinde pek durmadığımız, Baba-Kız ilişkileri hakkında etraflıca düşünmem gerektiği fikrini verdi. Bu konuyu ilerdeki tarihlerde sizlerle paylaşacağım.
cemal k. demir
Böyle birkaç sayfa yazıyla geçiştirilemeyecek kadar ilginç gelen Münirlerin sanat yuvası hakkında pehlivan tefrikalarını kıskandıracak kadar ayrıntısı bol olan yazılar yazacağım. Çünkü Münir’in hiç kimseden maddi ve manevi bir yardım almadan yaptıkları sadece Marmaris’in değil, hepimizin ibret alması gereken bir duyarlılıktır. Yarattığı eserleri gördüğünüzde onun gizli baş kaldırışını hisedersiniz.Yarattığı figürler, kendi tarzıyla çamuru yoğurarak verdiği şekiller hep etrafındaki duyarsız iki bacaklılar. Kendine has, nevi şahsa mahsus, tepkime içgüdüsüyle keşfettiği bir protesto tarzı, insanı karike etmek. Nedenini kendininde sorguladığı ama cevabını bulamadığı bir haykırış belki. önceleri iyi birer visaj’la şekilleniyorlar, hiç değilse niyet öyle. Ama aniden şekiller yamulmaya başlıyor ve giderek, asimetrik bir hal alıyolar Münir’in ellerinde. Sonra fırına sürülüp, pişkin birer bireyler olarak, ebedileşiyorlar. Tıpkı hepimizin hiç değilse doğuşumuzda ve çocukluğumuzda komplekssiz birer birey olduğumuz gibi tertemiz duygular beslediklerine eminim. Çünkü kimseyi ne tehdit ediyorlar ne de tahkir. Ne kimseyi yeriyorlar ne de gereksiz övgüler düzüyorlar. Bize ne oluyorsa büyüme safhasında oluyor. Hırsımızda, isteklerimiz ve davranışlarımız hatta bencilliğimiz şekilleniyor. Onların büyüme safhası yok, bu konuda şanslılar. Tıpkı Münir’in figürleri gibi. Konu insan olunca malzemede bol oluyor. Bu konu hakkında ne kadar yazsan bir o kadar malzeme çıkar.
Burada bahsetmeden geçersem
kendimi inkâr etmiş olurum. Onca işleri arasında, bizimle her fırsatta
ilgilendikleri için Selva ve Münir’e karım ve ben çok teşekkür ederiz. Sadece
onlar mı, Münirlerin Çamur evi personeli dostlarımız, Üzeyir, (Müdür), Ali Osman,(Kocaman) ve Üzeyir’in eşi ve baldızı Nükhet
hanımefendiye bize gösterdikleri samimi ilgiden dolayı çok teşekkür ederiz.
Çamur evinin filazofu
sevgili Papağan amcaya ve İsmini buraya yazarsam, adaş oldukları için
hışımlarına uğramaktan çekindiğim paşaların beni afedeceğini umarak, Kanada
kurdu sevimli paşacığa çok çok selam ederiz.
Hikmet &Cemal
K.Demir
13.11.2012
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder