5 Şubat 2015 Perşembe

ASİL AZMAZ

“Asil azmaz, bal kokmaz.  Kokarsa süt kokar, onunda aslı ayrandır.” Der Türk büyükleri.                                                             



Asillik asaletten gelir. Aslı insan olabilmektir. İnsanda aranan tüm meziyetlere vakıf olabilmektir. Yarım asalet olmaz, asalette bütünlük esastır. Asillerde insanlık onuru yüreklere büyük harflerle yazılır. Günümüzde yok olan her şey gibi, onur, ahlak ve haysiyet. Şefkat ve hakkaniyette nezaketin mahalleyi, köyü ve en mutena semtleri terk etmesiyle yok olup gitti maalesef. Tabi ki, istisnalar kaideyi bozmaz, gizli saklı bir yerlerde, unutulmuş köşelerde. Asillik mertebesine erişmiş. İnsan olarak tekâmül etmiş, birileri kaldı mı bu memlekette bilmiyorum. Kaldıysa da önemsenecek boyutta bir çoğunluk olacaklarını sanmıyorum.
Benim çocukluğumda ve gençlik yıllarımda her karşılaştığınız on kişiden en az bir veya ikisi görgülü kimseler olurdu. Hele bazıları, görgü kurallarını başkalarına hatırlatacak kadar ileri gider, çevresine bu kuralları hatırlatmakta beis görmezdi. Benim yakın çevrem bu durumu hoş görmez, bu tip toplum terbiyecisi kesilen kimselerin sonradan görme olduğunu söyler ve tembih ederlerdi.                                                                                                                                                                                       
-Terbiye, bir yaşam biçimidir. Tercihtir, aileden gelir.
-Anlatmakla, ikazla ve zorlamayla öğretilemez
-Çünkü çoğu kez, karşı tarafın algısı yetmez.
-Algı insan olmakla beraber gelişen bir olgudur
-Kişi ancak, yaşayarak, görerek ve hatta taklit ederek bu kurallara aşina olur.
-Bu öğretiler bir sömestr değil, birkaç nesil sürebilir.
-Nesilden nesille aktarıldığında ancak iliğine işler kişinin, medeniyetin en eski sosyalleşme olgusu
-Öyle ki; İstese de bir daha görgüsüz olamaz doğrusu!
“Sonradan görme” Denen kişiler. Elbette bu kuralları öğrenebilirler. Ne yazık ki, bu duruma gelen kişiler, önce statü değiştirir, sonra bu değişikliği yakın çevrelerinde ilan tahtasına asarlar. İşte görgünün perileri burada yıkıma başlar. Kuralları öğrenen, bilen birini görgüsüzlüğün karanlık dehlizine atarlar.
Görgü ve nezaket, gönül sazında çok ince ve hassa bir teldir.
En büyük hayıflanması nüktedir.
Güzel bir tını yakalamak için, sazın tellerine vurmak yerine
Parmaklarının ucuyla ve okşar gibi, yavaşça dokunman gerekir
Öğüdüdür atalarımın, Sen, sen ol ve sakın, durumdan faydalanıp, kendini ayrıcalıklı görme
Görgü ne nezaket kuralının temeli insana saygıdır kibir kaldırmaz. Aniden görünmez olursun, ait olduğun toplumda bile, kimse senin varlığına aldırmaz.
Toplumlar dönem, dönem kültür krizi yaşarlar. Yaşamaları da gerekir, bu bir nevi yenilenmedir.
Ama bu sefer kırılan fayın açtığı boşluk 20 nesil geçse de doldurulacak gibi görünmüyor. Asalet, insanın insan olabilmesi için gereken meziyet, maalesef ekmeklerden önce bozuldu. Belki ekmek savaşı için bozuldu, ama her ne sebeple olursa olsun, toplumların yazılı olmayan ama kanunlardan daha etkili olan önemli bir kuralı ne yazık ki, tarihe karıştı.
Avrupa’da ve dünyanın diğer ülkelerinde, sanayinin gelişmesiyle birlikte yeni sosyal sorunlar ortaya çıktı. Bunlardan en önemlisi, sanayi şehirlerine akın eden insanların, nüfus patlaması yarattığı şehirlerde, yaşayanların bir birlerine yabancılaşmasıydı. Evet, halk bir birine yabancılaştı ama onların uydukları ve yazılı olmayan toplum kuralları vardı. İşte o kural bizim gibi çarpık gelişen üçüncü dünya ülkelerinin kaybettiği, insana saygı ve nezaket kuralıydı. Bu kuralı kaybeden, birbirini öldürecek kadar nefret eden, üçüncü dünya ülkelerinin %70 i ne yazık ki Müslümandı.
Ahlak olmadı mı, terazin şaşar aşırırsın, bu yaptığını bir matah sanıp, “Nasıl söğüşledik!” Diye anlatırsın. Önce çocukların bu yaptığını bir matah sanır. Sana inanır, hatta tapar. Kahraman olursun yandaşların gözünde. Bu duygu seni AK’lar.
Adalet duygusu olmadı mı içinde, adil olamazsın. Sen aslında hakkaniyet duygun yoksa bir terazi tutamazsın. Bilinçli toplumlarda, güven duyulmayan bir adam olarak bir kenara atılırsın. Suç işlediysen cezalandırılırsın.
Fitne yapar yaptırırsan, sen mahalle dedikodusu yapan aylak hatunlardan ibret almalısın. Onlar ayıp olduğunu bilir, fitneyi gizli yapar. Sen arlanmazsın.  Utanmadığından olacak aşikârsın.
Kibrin varsa eğer, sen haz etmediğin, bu sebeple dilinden düşürmediğin bir kâfirsin. Şerre laf etmeye hakkın yok. Sen şerrin kendisisin. Çünkü aşağılık  *1kompleksin sebebidir ki, sen kibirli bir âdemsin.
Asil Azmaz, Bal kokmaz. Kokarsa süt kokar çünkü aslı ayrandır. 
Bilemedik. Asaletin simgesi bal, göründüğü gibi önümüzde dururken.  Süt görünümlü ayrana meyil ettik, her tarafı koku sardığında fark ettik.
Evet. Asil kaldıysa azmaz, asil problem yaratmaz. Asil dayatmaz. Asil halkını ayartmaz, anasına küfür savurmaz. Sözünde durur. Duramazsa o makamda kalmaz.
Hiç bir korkusu olmasa bile asil olan, bunları yaparken insanlığından utanır. 
Cemal k. demir
Şubat 2015
*1 Yetersizlikten kaynaklanan karışık duygular


Hiç yorum yok: