26 Haziran 2015 Cuma

DOST KİMDİR, DOSTLUK NASIL OLUŞUR.



Yaşadığım güzel dostlukların anısına.
 ckd

DOST KİMDİR, DOSTLUK NASIL OLUŞUR.
Hepimiz dostluklar üzerine gurur duyduğumuz hikâyeler anlatırız.
 Dostluk kavramını, dostluğun ne anlama geldiğini gerçekte biliyor muyuz?
 Çoğu zaman dost bildiğimiz birinin dostumuz olmadığını anlar, hayal kırıklığı yaşarız. Ya da, arkadaş ve ya dost bildiğimiz birine, başka bir dostumuzla ilgili güzel bir anımızı paylaştığımızda kırmızı bir çizgiyle karşılaşırız. Sen onu ne kadar tanıyor ki; Onu melek yapmışsın. Onun şu hareketlerini bilmiyor musun, onun için övgü dolu sözler sarf ediyorsun gibi serzenişler duyarız.
 Kısacası bizim dostum dediğimiz kişi dostumuz mudur bilemeyiz. Dostun tarifini yapamayız, onu hissederiz.
Bize yakın duran her kişiye dost, diyebilir miyiz?
Önce şunu bilmeliyiz, bize dost olanın, cümle âlemle dost olması imkânsızdır. Dostumuz, başka bir kimsenin dostu olmasa da o bizim dostumuzdur, onu bildiğimiz ve bilmediğimiz her yönüyle, hatta o kötü denen huylarıyla kabul ederiz. Çünkü güveniriz, yaşama tutunduğumuz sağlam bir dal gibidir dost. Esner ama kırılmaz.  O yakınımızda olduğunda biliriz ki düşmeyiz. Muhabbet sofralarında onun zaaflarını konu etmeyiz. İki de bir bu dostumdan kazık yedim demeyiz. İki de bir küsen, kendini naza çeken, bol bol selam çeken ama kendisi görünmeyen. Sık sık, dostum bu gün işim var deyip, on ihtiyacın olduğunda ortalıkta görünmeyen cümle beşer-i âdem ol Refikalardan hiç biri senin dostun değildir ve olamazlar.
Dost göğsüne saplanan bir hançerdir, istesen de çıkaramazsın. Geçmez bir yaradır belki seni hayatta tutan. Bilemezsin.

İlginçtir, Tüm güzel dostluklar lise çağlarında başlar. O yaşlarda insanların duygusal algılarının normalden daha açık olmasındandır belki. Beşeri ilişkilerin gelişmesi o sebeptendir, kim bilir. Âşık olmakta o yaşlarda diğer yaşlarda diğer yaşlara oranla daha sık yaşanan bir duygusal bağlılıktır.
 Konuyu Ankara Otelcilik Okulu talebeleri olarak kendi tecrübelerimiz üzerinden anlatmak gerekirse. Okulda okuduğumuz yıllarda sınıf arkadaşları veya okul arkadaşları arasında oluşan bağın dostluğa dönüşmesi, yaşanan ortak deneyimlerin neticesinde olmuştur. Aynı ortamda yaşamamız sebebiyle karşılaştığımız olayları beraber yaşayarak şahit olmamız ve değerlendirmemiz bizde ki ortak duygu bağlarını pekiştirmiştir. Dostluğumuzun pekişmesini sağlayan unsurlardan biride gelecek hayallerimizi ve düşüncelerimizi paylaşmış olmamız. Dostluklarımızın ilerlemesine doğru orantılı olarak gelişen hoşgörü ve kaygıların yerini alan güven duygumuzun arttığını fark ederiz. İşte bu gün devam eden dostluğumuzun adı konmamış sebebi ise yaşanmış geçmişimize ve ortak kaderi paylaştığımız okuldaşlarımızla aramızda oluşan güven ve saygıdandır.
Böyle uzun soluklu dost kalınabilmesi ve bu dostluğu duygusallığın haricinde, beynimizde kabul görmesi için insanın, çok uzun yıllar dost adayı kişiyle deneyimler yaşaması, yaşamın birçok yönünü paylaşması gerekir.  Bu deneyimlerin iyi veya kötü olması önemli değildir. Önemli olan,  tutarlı oluşu ve sonucun bizde güven duygusunu yaratabilmesidir. Yaşadığınız onca deneyimden sonra, o kişinin sizi bazı konularda yanıltması durumunda bile. Ona güven hemen yok olmayacaktır. Güven avansı sizde tavan yapan kişilerdendir. O sebeple beyniniz, o kişide alışılmışın dışında bir davranışla karşılaştığında o davranışın sebebini sorgulayacaktır. Mantık silsilesi devreye girecek ve hükmünü verecektir. Çoğunlukla bu hüküm, onun tekrar kazanılması yönünde olacaktır. Ona inanan ve güvenen beyinciğiniz. Onunla yaşadığınız onca deneyimden sonra onun düşünce yapısını, davranış kodlarını almıştır Bu kimseyle gırtlak gırtlağa kavga etseniz de o sizin dostunuzdur artık. Ona saygı duyarsınız. Sizi buna iten ona tüm benliğinizle güvenebilmenizdir. Dostunuzun seçimine beyniniz karar verir ama dostluktan siz haz alırsınız. Çünkü dost güven demektir ve yaşamda en çok ihtiyacınızı hissettiğiniz şeydir.
İnsan duyguları değişkendir. Bir olay veya bir obje ile ilgili hislerimiz sabit kalmaz değişebilir. Fakat deneyimlerin bir bal peteği gibi ördüğü deneyim dediğimiz yaşamışlıkların beyninizdeki tezahürü detaylı analizdir. Beyin her yönüyle sentezlemiştir dost adayını, birçok kişi arasından seçmiştir, senin güven duyabileceğin kişiyi. Duygularını o tarafa yönlendirmiştir. Kavga etseniz de darılmazsınız, kötü bir söz söylese alınmazsınız. Nedenini ve maksadını bilirsiniz çünkü. O da sizin dostunuzsa, gerektiğinde siz onu çağırmadan yanınızda bitiverecektir ve her şeyi karşılık beklemeden Yapmaya hazır olacaktır. Onunla ilgili iyi şeyleri arkadaşları veya dostlarıyla paylaşır, kötü taraflarını hep kendinize saklarsınız.
 Dostta bir insan nihayetinde, yaşamını herhangi bir şekilde idame ettirmek zorunda. Bu sebeple er zaman yanınızda olmayabilir. Belki sadece ayda, ya da yılda bir görüşüyor olabilirsiniz. Her gün konuşup görüşmeseniz de varlıkları size huzur ve mutluluk veriyorsa bir dostunuz var demektir. Dostluğunu dost olan kişi bilir ancak, dost olduğu kişinin aynı duyguları taşımasına gerek yoktur. Dostluk karşılıksızdır. Egosu törpülenmiştir dostluğun fakat âşık gibi kör değildir. Dostunun kendisine veya topluma zarar verecek davranışlarını ona hatırlatmakta bir beis görmez, hatta bu konuda onunla savaşır. İşte böyle bir dostluk uzakta da yaşansa yıpranıp eskimez. Onun var olduğunu düşünmek bile dünyayı fethetmekle eşdeğerde bir duygudur.
 Alkışlandığında debdebeli yaşamında yanında olan değil, tahtından indiğinde, yuhalanıp sefil düştüğünde yanında durup koluna girebilen kimse dostundur.
 Toplum içinde övmelisin, baş başayken küfretsen de seni anlayacaktır. Sen de öyle güvenirsin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun senin iyiliğin için olduğunu bilirsin.

Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen ve sırdaş olan... Gözlerin buğulandığında ıslanacağını anlayan. Ağladığında boğazı düğümlenen, gülemeyen biridir dost.
Etrafındaki binlerce yalaka arasında sadece dostundur sana sözünü esirgemeden, eğip bükmeden diyeceğini söyleyen. Yanlış anlaşılırım diye işkillenmeden sana sövebilen kişi, bil ki; senin dostundur. Kafana ismiyle ve cismiyle bir bıçak gibi saplanır da onu orada tutar, çıkarmazsın.  Yüreğinde oturur içini ısıtır onunla hiç üşümezsin ya. Hatırlayınca anıların canlanır.  İhtiyacı olduğunda, engel tanımaz yanında olursun ya. .Ve tüm bunları hiçbir beklentin olmadan yaparsın ya. İşte dost o dur.

İnsan çok önemli bir varlıktır. Onu değerli kılan özelliklerinden biri de kurduğu dostluklardır. Hakiki dost, gerçek dost gibi vurgulu aslını inkâr eden süslü kavramlar değildir. Sadece dost olabilmektir kişiyi erdem kılan. Bu nedenle dostluk kavramı içi boşaltılmadan, kirletilmeden üzerinde özenle, titizlikle durup korunmalıdır.
 Cemal k. demir
 26 Haz. 2015

Hiç yorum yok: