2 Temmuz 2015 Perşembe

SIFIRA SIFIR, ELDE VAR SIFIR..




7 Temmuz genel seçimlerinden bu yana 25 gün geçti. Sular duruldu mu? Hayır.. Henüz suya ve sabun dokunulmadı. Dokunulmadı Çünkü yanı başımızda savaş var ve her an savaşa girmek için fırsat kolluyormuş gibi bir hava estiriyoruz. Ekonomik olarak bu savaşı çok sert bir şekilde yaşamamıza rağmen. Savaşın aç bir değirmen gibi gencecik canlarımızı da öğütüp yok edeceğini düşünen ve endişe eden bir siyasetçilerimizde yok.

Genel seçimlerin ardından kaybettiğimiz 25 gün içinde sadece tarafgir bir meclis başkanı seçebildik ve bu vesile ile Türk siyasetinin hastalığı olan acı bir gerçeği de öğrenmiş olduk. Seçimlerden bu yana hiçbir siyasi parti, bir diğeri ile koalisyon kurmak ve ülke sorunlarını çözmek için sorumluluk almak istememiş anlaşılan. Bu durum partilerin Meclis başkanlığı seçimlerinde bariz bir şekilde görülüyordu. Seçimlerde ortalama % 10 oy kaybetmiş bir iktidar yine oyun kurucu idi. Tabi oyunun kurallarını da kendisi belirlemişti. Seçimlerden önce meydanlarda sesleri kısılana kadar bağırıp, vaatlerde bulunan Siyasi partilerin hiç birinde seçimlerde kan kaybetmiş bir iktidarı, siyasi olarak nasıl bir psikolojik baskı altına alınır çalışması yapılmamıştı. Çünkü bunun için akıl üretmek gerekirdi. O da onlarda yoktu.  Bizim siyasilerimiz siyasetin Tescilli aptalları olarak bilinirler. Bende öyle olduklarını düşünenlerdenim. (Siyasi aptallık; Siyaset üretememek anlamında kullanılmıştır.) CHP, MHP ve HDP bu konuda beni yanıltmadılar, sağ olsunlar. Seçimlerde halkın partisiyiz diye arşa kadar çıkan sesiyle bağıran Çakma Gipras beni inandıramasa da halkı inandırabilmişti ki, barajı geçti. Barajı aşmanın sarhoşluğuyla olsa gerek, “Bize verilen emanet oylara layık olmaya çalışacağız.” Demesinden 25 dakika sonra Zaferini, Sn. Öcalan dediği terör suçundan 30-40 bin kişinin ölümüne sebep olmaktan içerde tutuklu bir mahkûma adaması, ne kadar halkın partisi olduğunu anlatmaya yetti. Bu durum,  Sn. MHP lideri Bahçelinin HDP in varlığını yok saymasının sebebi olabilir mi. Ya da seçimlerden hemen iki gün sonra görevinin başındaki Türk askerine Mahalle karısı tavrıyla “Silahları bırakıp buradan def olup gedeceksiniz.” deme cüretini gösteren pespaye MV in sözleri midir, ülkemizin namus bekçisi MHP in Meclis başkanlığı seçimindeki tavrını körükleyen.

CHP az bir oy kaybıyla yerini korudu ama Bu Kılıçlı adam ve yeni dedikleri köhnemiş, fikir üretemeyen CHP in yönetiminin bu oyları koruyabildiğini söylemek, bu memleketin laiklik ilkelerini ve Atatürk düşüncelerini benimsemiş ve savunan halkına haksızlık edilmiş demek olur. Çünkü CHP ye oy veren bu insanların en az % 50 si partini adına saygısından, laik cumhuriyetin değerlerinin kıymetini bilmelerinden dolayı, Kılıçlı Dersimliye rağmen oy vermişlerdir. CHP in yönetim zaafı yetmezmiş gibi, parti disiplini de hak getire. Durumdan vazife çıkaran bir Deniz kendi başına karar verip, despot sultanla görüşüyorsa onun o partide işi olamaz. Diyemedi hiç kimse. Kısacası 128 MV in siyasi aklını bir araya toplasanız, profesyonel bir siyasetçi kadar akıl üretemez. Bizim sıkıntımız da Türkiye de siyasi idarecilerin yetişememesi, donanımlı Entelektüellerin siyasetten uzak tutulması. Türkiye’nin en eski kitle partisindeki en büyük sıkıntı da budur bence.

Gelelim 7 Temmuz 2015 Genel seçim propagandası “Beraber yürüyelim. “ Olan kırsal milliyetçiliğin kalesi denen MHP ye. İnanın bizzat tanıdığım ve hiçbir zaman fikirlerine iştirak etmediğim Merhum Alpaslan Türkeş’in MHP sinin yerinde yeller esiyor. Bunlar milliyetçiliği ümmetçilik olarak algılayan sınıftan olamazlar desem de, maalesef demekten kendimi alamıyorum. Yahu bu parti CHP den sonra belli bir inanca hizmet eden ve o sebeple kemikleşmiş oy potansiyeline sahip olan Türkiye’nin ikinci büyük kitle partisidir.

Son seçimlerde,  yasal bir şekilde yarışıp, parlamentoya kendi ismiyle girmiş bir partiyim yok saymak kadar ahmakça bir tutum olabilir mi?

Ben her fırsatta, o partinin de AKP in ve 1946 dan bu yana bir gecede kurulup, milletin %50 oyu ile seçilmiş diğer gecekondu partileri gibi, geçici olduğunu, demokratik söylemlerine inanmadığımı gerekçeleriyle anlatan biri olmama rağmen. Sistemin kuralına göre yasal olarak seçilmiş bir partiyi yok saymam demek, önce o partiye oy veren vatandaşlarıma haksızlık etmek demektir. İkincisi anayasal sistemi ve hepimizin uyması gereken, kanunlarımızı hiçe saymak demektir. Bu ne büyük bir sorumsuzluktur anlamakta güçlük çekiyorum. Türkiye’yi ne PKK terörü ne de irtica batırabilir. Ama cehaletin parlamentoya kadar girmiş olması, bizi düşünceye sevk etmelidir. Çünkü bu çöküşün, sonun başlangıcıdır.

Son seçimlerde AKP oylarını % 50 civarı olarak düşünürsek, bu seçimlerde kaybettikleri, oy oranı kabaca % 9 civarıdır. HDP in oy artışı ise % 6 civarında. Peki, MHP in oyları ne kadar artmıştır. %3 civarı. CHP ise az bir kayıp vermiş ama oyları artmamıştır. Bu rakamlar bize ne ifade etmeli, partilerin seçmen profiline baktığımızda, AKP ile hayal kırıklığı yaşayan ve kendilerini liberal sol diye adlandıran, yetmez ama evet! Çillerin oyları AKP dem HDP ye kaymış. Yine AKP in imanı bütün ümmeti âleminin oyları aslına, yani MHP ye akmış.

Kısacası halkımızın kararıdır.  CHP ve AKP den umut kesilmiş. Fakat MHP ve HDP bu iki milliyetçi göreve çağrılmışlardır. (Biri Türk, Diğeri Kürt Milliyetçisi oldukları bilinen bir gerçek.)  Bu Partinin fazla caz yapmayıp, mecliste halk için karar almaları istenmiştir. Asıl görev onlarındır, bir koalisyonda yer alması gereken ilk iki parti onlardır. İsterlerse yanlarına AKP veya CHP yi alırlar.

Halkımız bu birbirlerini tanımayan iki partiye ben sizi görevlendiriyorum. Gelin ve fazla konuşmadan işe başlayın, atışmayın ve taşın altına elinizi koyun demiştir.

Siz, HDP in seçimlerden sonra bir koalisyon hazırlığı içinde olduğunu gördünüz mü? Ya da MHP in böyle bir girişimi var mıdır? Eleştirip hakaretler savurduğu AKP ye destek olmaktan başka bir şey yapmış mıdır?

Kapıda acı var, kıtlık ve açlık var.  Bu durumda savaş tamtamları çalmanın ne alemi var.

Geri kalmış ülkelerin kaderidir bu. Bu seçimlerinde her zaman olduğu gibi yine halk kaybetmiş, kazanan ve kazanarak ceplerini dolduracak olan Parlamenterlerimizi meclise taşıyan ve kendileri için bir şey isterlerse namert olacaklarını bilen ve o sebeple iyi bir yaşam istemeyen zekâ özürlü halkımı kutluyorum.

cemal k. demir

02 Temmuz 2015

Hiç yorum yok: