ŞÖLEN, DÜĞÜN VE CENAZE
14 Mayıs 2012 tarihinden bu yana yazmak istediğim bir yazı, elde olmayan sebeplerle bu güne kadar sarktı. Sarkması iyi oldu ve ben bu arada İnsanların şölen kurma, şölende bulunma dürtüsü konusunda inceleme yapma fırsatı bulmuş oldum.
Tarihte ilk düğün şöleninin ne zaman yapıldığı konusunda çeşitli rivayetler var. İncelenip, günümüz mantığıyla değerlendirildiğinde birkaç tarih ve olay kabul edilebilir. Konumuz, tarihteki ilk düğün şöleninin kim tarafından yapıldığı değil de, bu anlamlı şölenin ne zamandan bu yana uygulandığını öğrenmemiz. Bize, insanlığın ilkellikten kurtulup medeniyete adım attığı zaman dilimi hakkında bir ipucu verecektir.
Babam bana toplumsal bir olay olduğunda, onu emsal göstererek, toplum yaşamında önem verilmesi gereken bazı konular hakkında öğütler verir, yazılı olmayan etik kuralları öğretirdi.
-insanın mensubu olduğu toplumda elbirliği ve dayanışma içinde bir topluluk oluşturarak ( Sevmediğim bir kelime ama, “Cemaatla yapılması gereken. ) yapılması gereken iki tip olay ve bu olayların da değişik toplumsal paylaşma şekilleri var . Derdi.
İnsanların bir arada beraberce dayanışma göstermesi gereken olaylar dizisinin ilki, Ölüm’dür. Bir Ailenin bir bireyini, Toplumun bir ferdini kaybetmesi acı verir his edebilme duyusuna sahip olan insana. O sebepledir ki; Ölüye yapılan cenaze merasiminde komşu ve cenazenin mensubu olduğu toplum, yalnız bırakılmaz ve cenaze merasimine gitmemek, katılamıyorum diye bahane uydurmak doğru bir davranış olmaz oğlum. Der ve devamla, bu gibi hallerde insanın acısına ortak olmanın en yüce insanlık duygusu olduğunu söylerdi. Eski bir ananevi gelenektir, evinden savaşa giden asker uğurlayan aileye veya aile fertlerinden birinin, hastalık hallerinde o aileyi ziyaret için davetin gerekmediğini ve yangını söndürmek için davet beklenmez deyip, böyle durumlarda ilk koşanın ben olmam gerektiğini öğütlerdi.
İcabet edilmesi gereken toplumsal olayların İkinci katagorinin başında Evlilik şöleni gelir ve davet almadan gidilmez. Davet edildiysen şayet, bu şölene de icabet etmenin Allahın emri olduğunu ve gitmemek için hiçbir bahanenin kabul edilemeyeceğini bilmem gerektiğini söyler, sonra da sıkıca tembih ederdi. –Bak Oğlum bir düğüne davet edildiğinde kendin mücbir bir sebepten gidemeyecek olabilirsin. O zaman yerine seni temsilen muhakkak birini göndermelisin. Düğün de Toplumla beraber birlikte yapılması gereken bir şölendir ve yeni yuva kuran çiftlerin başlangıçta maddi desteğe de ihtiyaçları olduğunu göz ardı etmemek gerekir.
O gururlu Çerkez bana düğün şölenine nasıl, ne zaman gidilip, yine nasıl ve ne zaman şölenin terk edilmesi gerektiğini bu konuyu içeren hikâyelerle süsleyerek anlatırdı. Babamın bu öğütlerine o gün bu gündür uyarım. Ben asla bir düğün şölenine ilk giden ve o şöleni son terk eden olmadım. Bu gizli etiket kuralına hep sadık kalmaya özen gösterdim.
Davet edilmek önemlidir, toplumda var olduğun, saygın olduğun anlamını taşır. Ayrıca, yapılacak şölenin bir parçası olman anlamını taşır ki, Bu sana gösterilen değerin ifadesidir. Bu durumda, daveti geri çevirme gibi etik olmayan bir davranışın içine girmek yapılabilecek en kötü davranıştır. Toplumsal davranış bilinciyle o davet kabul edilip, düğün sahibi ve evlenen çiftler onurlandırılır. Davet edilmek ne kadar onur verici olsa da, davet edilmemek te ters orantılı ilişkilendirilip, kırgınlık yaratılmamalıdır. Çünkü çevrende sevdiğin ve sevildiğin bütün dostlarının tertiplemiş olduğu düğün şölenlerine illaki davet edileceksin diye bir kural ve zorunluluk yoktur. Çünkü bu şölenlerin yapılacağı mekânların kapasitesi, ailenin bütçesi davetliler listesini etkileyeceğinden, insanlar böyle günlerde davet edecekleri kimseler konusunda karar verirken, öncelikle akrabalar, Aile büyükleri, Damat veya kız yakınları gibi bir çok kritere göre seçim yapmaya zorlanırlar. Bu sebeple de böyle mutlu günlerinde asıl yanlarında görmek istedikleri birçok dostlarını davet edemeyebilirler. Bu durumun anlayışla karşılanması gerekmektedir.
Dünyada ilk davetin ne zaman yapıldığı bilinmemekle beraber, savaştan sonra barış yapılması için olduğu sanılmaktadır. Çok değişik şekillerde davet örnekleri vardır ama geçerli olanı yazılı davetlerdir. Çünkü yazılı davet bir anıdan fazladır. Bir kanıt, bir akt’tır. Davet edilen kişiye hitaben yazılmış, o kişinin özel olduğunun kanıtıdır. Açık ve net ifadelerle yazılması gerekir. Şölenimiz Şu tarih ve saatte. Şurada, Mevki yer, Adres, konum belirtilip, daveti veren ve ne için verileceği ilave edilerek. Davetlinin daveti onaylaması , davet sahibinin elefon numarası yazılı olmalıdır.
İlginçtir Kızılderili bir kabile Reisi, yapacağı toplantıya komşu kabilelerin ilgisini çekmek için ilginç bir yöntem uygulamıştır. Bu uygulama Üç adet duman kümesinden ibaret olup, Kızılderililer arasında ilk yemekli davet unvanına sahiptir.
1. Duman işareti “YEMEK!”
2. “ “ “ BENİM OBAMDA”
3. “ “ “ KARŞILIKSIZ. (Bedava.)” şeklindedir.
Size anlatmak istediğim asıl konumuza henüz giriş yapmadığımı söylersem, belki sitem edeceksiniz, - Niye mevzu-u dolandırıp duruyorsun. Şunu adam gibi kısa kessen olmaz mı? Diyenleriniz olacaktır muhakkak. İşte bizim toplumsal sorunumuz da bu. Kısa kesmek. Birbirimizi anlamadan anlamış gibi yapmak, Hayatta var olup ta “ Yaşamadan, Yaşamış gibi yapmak “ gibi bir şey bu.
Evet, Asıl konum. 2012 Yılı Mayıs ayını 13 ünü gösteren bir Pazar günü akşam saatlerinde değerli dostumuz Vural ve sevgili eşi Feride Demiriz hanımın Oğullarının düğününe gittiğimde aklımdan geçenlerdi yukarıdaki bölümde sizinle paylaştıklarım. Nedense orada ki misafirlerin ne giydiği, ne yediği, ne içtiği ve kimin dedikodusunu yaptıkları hiç aklıma gelmedi. O konularla ilgilenemedim. Bu bir kusurda olabilir, ama affedilmeyecek bir kusur değildir umarım.
İşin magazin kısmını anlatmam gerekiyorsa. Düğünü yapıldığı mekân, Boğaz köprüsü ve Boğazın o kısmını panoramasına hâkim bir yerde kurulmuş olan “Garden 74” Bu mekânın adı Özal zamanında “Has bahçe” olarak basının diline düşmüştü. Hatta o günlerde, orada Semra hanım ve Selim bey davetlerde kaplumbağaların üzerine yerleştirilmiş mumlarla dekoru tamamlarmış, diye bir rivayet dilden dile dolaşırdı.
Kısaca söylemek gerekirse Demiriz çifti şölen için görkemli bir mekân seçmişler. Mekâna ve açık havadaki ortama uygun giyim tarzlarıyla da gelin ve damatla yarışacak şıklıkta olduklarını söylemeden geçmek istemiyorum.
Davetliler arasında bulunan, çok sevdiğim dostlarım Kadri (Namı-ı diğer, “Haymanalı Kadri”) Gürekan ve Hasretliğini çektiği ailesiyle beraber şölene onur veren Cengiz Kurtman’ın (Namı-ı diğer, “Biryantin Cengiz.”) da çok şık olduklarını söylememe gerek var mı bilmem. Düğün sahiplerinin bizi damadın yakın arkadaşının masasına oturtması bir tesadüf değildi. Bu sevimli ailenin varlığı masamıza renk kattı, sayelerinde çok uyumlu ve keyifli bir akşam geçirdik.
Bizler çocuklarını evlendirecek yaşa geldik ve beklide geçiyoruz. Düğün tecrübesi olan dostlarımız kadar olmayan dostlarımızın da olduğunu düşünerek, Toplumda beraber ve birlik olmadan yapılması mümkün olmayan merasim ve şölenler hakkında yazdıklarımı ukalalık olarak görmemenizi umar, sizlerinde, Öncelikle Yas tutmamanızı ama yine de cemiyet gerektiren günlerinizde yanınızdaki dostlarınızla beraber olmanızı dilerim.
08 Haziran 2011
Cemal K. Demir
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder