20 Aralık 2012 Perşembe

A.OTELCİLİK OKULU GÜNLÜKLERİ 1966 -1969 "kaloffelee neye yanmıyo Bekir Dayı.."




 

Ankara Otelcilik Okulu Günlükleri

(Cemal Demir AOO 1966-1969)

 

46. KOĞUŞ

Günlerden Pazar

46. koğuş sessizdi

Gelişigüzel dizilmiş

Sıra sıra ranzalar

Okul binasından da eskiydi

Dışarıda fırtına

Cadde lambasına elense çekerken

Dayanamadı  Şerif  Sivrioğlu

Seslendi.

Bekir Efendi! Bekir Efendi!

Donyoz!  donyoz  diyom dayı!..

Petekler buz gibi.

-Neden yakmıyonuz kolferleri be..

Ettirmen bana şimdi.

Soğuktan duvarlar titredi

Galoriferin  yancağı yok

Ne bu len..

Bokumuz dondu gari..

Koyu bir Ege şivesiyle konuşurdu

Ödemişli  Şerif

Bekir efendiye sitem eder

Ama kızmazdı.

Çekinerek geldi

Bekir efendi süklüm büklüm

Bir sağa bir sola baktıktan sonra

Kimsenin görmediği ve duymadığından emin,

Başladı anlatmaya

Halim Beye sordumdu geçende…

Kış geldi…  Kömür Lazım.

Havalar soğudu dedim ama..
-Şerif, -Ne dedi Halim Bey dayı..

-Bekir Dayı,bilmem.. Ih dedi.. 
-
 Alcek  herhalde .

Mahcup gülümsedi, 

-Para varsa alır. Diye ilave etti.

-Halim Bey, Kalorifer yanmalı dedi.

Ş.S..-Ne dedi Halim Bey

B. D. -sıcak su.. da olmalı

Halim Amca ne dedi deyom.

-Ödenek mi neyin.. o yokmuş

-Ne demek len Ödenek  len!  

Paranın adını mı değiştidi len bunlar.
- Anlamadın mı len.  Diye atıldı ikizlerden cılız olanı, Bülent

-Para yokmuş Para !!!

Diye lafa karıştı

Ş.S. -Camoka len. Bunlar benim  ödenekten haberim yok mu sanyo acep. Ben demeye getiriyom ki,

Ödenek deyince daha bi hoşmu olyomuş

Para yok de şuna.. Herkes anlasın.
İkizlerden Levent Abisinin destektiçisidir..

Yahu Sivri, hem bu garibanı sorguya çeker gibi diktin buraya. Hem de bize soruyosun.
 
-Ne demek Ödenek.. Diye sordun mu. Adamda cevapladı mı. Bize neye yükleniyon Sivri..

Ş.S. -Alınma koççum. Benim sizlen işim yok yahu.. Canım sıkıldı şu kaloffer işine de.. Laflayom işte.
Akşamda veriyolar kapuskayı, koğuş leş gibi kokuyo.  Saat gece 11.00 den sonra içeri giren gazdan zehirlenir valla..

-İçeri girecek alır o tehlikenin kokusunu girmez, ben içerdekilerin neden zehirlenmediğini merak ediyorum vallahi. diye serzenişte bulundu "Kız H.". ablalarının yetiştirmesiyle efemine davranışların müptelası olmuştu.H'in lakabı "Kız Hüseyin olmasına rağmen, adam gibi adamdı, sadece  Hepsi o kadar. 
 Ş.S. Hızını almıştı bir kere..
- Ülen.. Burası Devlet okulu değel mi

-Yoksam biz öksüz o çocumuyuz.

-Analarımız bizi bureey

-Adam olsun diye gönderdi

-Kıçı donsun deye deel

-Halim amcaya deki,  "Her gün Kapuska, Karnabahar Bıldıra Çıkmaz bu taylar."

-Arpa Buydey tamamda. Küheylanı tımar Tav’lar.

-Aha bure yazyom

Acıklı bi mektup yazcem.
Kime len.. Eşmeli Şükrü yattığı yeden uykulu uykulu mırıldanıyordu..

Sen uyu Şükrüm. Uykunu almeyince hastalanyon ye.. (Şükrü ara sıra sara nöbetlerine benzet nöbetler
 
geçiriyordu, Şerif bu nu kast ediyordu.)

 Nere olcek len.. Tabi Bakana yazcem.

Adınıda “ALLAHIM! GALORİFERLER YANMIYO,  BEN ÜŞÜYORUM.” Koycem

Yok len 46. Koğuş kutuplarda desek daha iyi olur. Adını diye öneri getirdi ikizlerden biri

-Mektubu  sen yazarsan adını öyle korsun. diye cevap verdi Şerif.

Koğuşta Gündüz uykusuna yatan N., Revire giden arkadaşının battaniyesiyle camlardan gelen soğuğa karşı ilave bir barikat kurmuştu.  Kafasının üstüne çektiği battaniye yumağını kaldırınca başı çarşaflara         Sarılı halde dikildi, canlanan mefta gibi yatağın içinde. Etrafa saçtığı o kesif kokuyla beraber, bir serzenişle, çok gürültü yapıyorsunuz, uyuyan varken diyecekti Ki; Camoka lafı ağzına tıktı. Ben sana kafana o pisliği sürme demedim mi diye çıkıştı  arkadaşına. Diğerleri ne olup bittiğini anlamadan Nedim dışarı kaçtı.

Ben deolayı merak eden arkadaşlara anlatmak zorunda kaldım. Malumunuz arkadaşlar, ben bir otelde çalıştığım için gece saat 2.00 den sonra geliyorum kuğuşa.  Geçende geldiğimde hepiniz mışıl mışıl uyuyordunuz, temizlendikten sonra ses çıkarmamaya özen göstererek, yatağıma girecektim ki,Şimdiye kadar hissetmediğim keskin bir kokunun olduğunu fark ettim. Her tarafı aradım, tüm arkadaşlarıma tek tek baktım ama nafile, çünkü ışığı yakamıyordum.

Bu arada benim kokudan rahatsız olduğumu anlayan N.kardeşim bana sessizce, ben saçıma bir ilaç sürdüm o biraz kokuyor dedi. Biraz falan değildi tabi koku, tabiri caizse sağlıklı bir porsuk’u bile öldürebilir şiddetindeydi. Peki dedim bu ilaç ne işe yarıyor. Benim saçlarım dökülüyor onun için bu karışımı tavsiye ettiler demezmi. Düşünebiliyormusunuz Adam 22 kişilik bir koğuşta kokarca gibi kıvrılıp yatıyor ve rahatsız olmuyor. Tabi hemen her zaman olduğu gibi Banyo için, soğuksudan başka alternatifimiz olmayan Banyoya giremediği için koku sadece kedi banyosuyla geçiştirildi. Başını 4-5 sabun seansıyla kokmaz hale getirdikten sonra yatağa sokup yine şefkatle üstünü örttüm. Şerif Hadi orda Camoka seni biliyoruz sen o dediklerinin hiç birisini yapmamışsındır. Ya ne yapacaktım. Yetişkin adam. Başını ben mi tutacaktım. Temizlendi işte. Ben söyliyim..   Senin yaptığın tek şey çabuk dışarı çık ve temizlenmeden gelme arkadaşım olmuştur. Evet aynen öyle oldu, arkadaşı madara etmek istemedim fakat çok kızmıştım. Şerif yine atıldı – İlacı neymiş len bu kelliğin. Kimsenin teşebbüs etmemesi için söz aldıktan sonra, Karışımın detaylarını,  N..min bana verdiği gibi anlattım.  Sanki tarator tarifi veriyorum, özenle anlatmaya başladım. İki iki baş sarımsak, bir tutam ceviz, bir çorba kaşığı z. yağı, iki damla sirke ve bu tarifte ik adet yumurta sarısı da var.
Rahmetli sevgili arkadaşım İzmir-Ödemişli Şerifin Sivrioğlunun anısına

 
2011

Cemal K. Demir

Hiç yorum yok: