20 Aralık 2012 Perşembe

BİTMEYEN DİRENİŞ




BİTMEYEN DİRENİŞ

Not: Bu yazımı Okulumuzun Efsanelerine adıyorum. İyi ki varsınız. … Ve bazılarımız bunu fark ediyor.

 

Ankara’ya has sisli bir Pazartesi Günü, Yıl 1965 Kasım ayının ilk pazartesi, yer Bakanlıklar

Maarif Bakanlığı’nda Okulumuzu ilgilendiren, önemli bir toplantı var. Konu: Ankara Otelcilik Okulunun geleceği.

Bu okula Artık Amerikan yardımı yapılmayacaktır. Sorumlu müsteşardan görüşü istenir.

Turizme hizmet edecek personel yetiştirmek için, bu okul gereklimidir.

Saygıdeğer müsteşar görüş bildirir, Turizm Bakanlığını Otelleri vardır. Orada kurslar açılıp, Servis eleman Yetiştirilebilir. Bu görevi Turizm Bakanlığı kendi bünyesinde ifa edebilir. Bunun için altyapıları mevcuttur.

Ve karar verilir. Ankara Otelcilik Okulu kuruluşundan 4-5 yıl sonra kapatılacaktır.

Fakat bir sorun vardır 1965-66 ders yılı bir buçuk ay önce başlamış bulunmaktadır. İkinci bir sorunda Maarif okul binası için kira kontratı yapmış ve kontratın yenilenmesine bir yıl daha vardır.

Karar verilmiş okul kapatılacak, fakat bu arada okula 1964 te başlayan öğrencilerin bir yılı da boşa gitmiş olacaktır.

Her zaman Akil adamlar konusunda bu günde olduğu gibi,  o dönem’de şansız olan Maarif Bakanlığı

Nihai bir karar alır.  

Bundan böyle okula yeni talebeler alınmayacak, mevcutlar mezun edilip okul kapatılacaktı.

Beş evlerde yeni yapılan Okul Yanındaki İlahiyat Fakültesinin bir ünitesi olacak, yatakhane kısmı da ileride memleketimizi aydınlatacak olan imam adaylarına tahsis edilecektir.

Peki, bu İs karası, Altı Tamirhane üstü Meyhane diye anılan mabedimiz ne olacaktı dersiniz.

Onun yeri çoktan hazırdı, sonra b Yeni mahalle istikametinde birkaç yüz metre ileride kurulan Tarım Bakanlığı Toprak analizi kurumuna devredilecekti.

Nasıl oldu da Okulumuz ve onun beş evlerde Otelcilik Okulu diye açılıp, sonra Maarifin kendi istediği şekle soktuğu okul bu güne kadar yaşayabildi.

Ey Ankara Otelcilik Okulunun muhteşem fertlerden oluşan büyük ailesi.  Şunu çok iyi bilmelisiniz ki; Var olmamız için yapılan cambazlığı, Yunus Hocanın bitmez tükenmez direncine, kırılamaz iradesine ve müthiş zekasına borçlusunuz.

Sadece bu sebepten 1-2 yıl sonra Okulda istenmeyen adam propagandası başlatılmış, başarılı olamayacaklarını anlayınca onu türlü entrikayla sevgili okulundan ve öğrencilerinden koparmışlardır.

Gitmeden önce hoca koskoca Maarifin kıvrak zekâ zadelerini dize getirmiş, Okulun kapatılmasının mümkün olamayacağı duruma getirmiştir.

Ancak 1973 yılından sonra okulun eski tedrisatını kurban ederek birazda maarifin akil adamların isteğine boyun eğilerek, bir orta yol bulunmuş ve okul bu günkü halini alma yoluna sokulmuştur.

Yunus Aslan bu sebeplerden dolayı bir efsanedir ve kendi zamanında efsaneler yetiştirmiştir.

Okulun kapatılıp, Tarım Bakanlığına verileceğini duyan 1967 mezunu ağabeylerimiz ayaklanarak boykot yapmışlardır. Okulun her yanına pankartlar asmışlar, o pankartlarda hemen yanımızda nöbet tutan Furuko tabir ettiğimiz Polis amcalarca toplatılmıştır.

Boykot büyük ses getirmiş Maarif sessiz sedasız bu işi yapamayacağını anlamış ve rotayı başka yöne çevirip, enerjisini bu okulun müdürünü etkisiz hale getirmek için harcamıştır.

Peki, Okulumuzda boykotu organize eden, pankartları talebelere dağıtan kimdir dersiniz.

O zat,  “Tek kişilik ordu “ lakabına layık olan Okulumuz müdürü Yunus Aslandan başkası değildi.

Şimdi neden “efsaneler” dediğimi ve kolay efsane olunmayacağını anlamışsınızdır umarım.

O gün o pankartı  (Şetvan Bayrak başta olmak üzere) asan, boykota katılan ve bu direnişi organize eden Aslan Hocamıza müteşekkiriz. İyi ki varsınız, iyi i bizimlesiniz.

Bu Gün ellinci yılımızı kutluyorsak Siz hocamıza, Öncülerimize ve kısacası efsane olanlara çok şey borçluyuz.

08.11.2011

Cemal K. Demir

 

Hiç yorum yok: