BİTMEYEN DİRENİŞ
Not: Bu yazımı Okulumuzun Efsanelerine
adıyorum. İyi ki varsınız. … Ve bazılarımız bunu fark ediyor.
Ankara’ya has sisli bir Pazartesi Günü, Yıl 1965 Kasım ayının ilk
pazartesi, yer Bakanlıklar
Maarif Bakanlığı’nda Okulumuzu ilgilendiren, önemli bir toplantı var. Konu:
Ankara Otelcilik Okulunun geleceği.
Bu okula Artık Amerikan yardımı yapılmayacaktır. Sorumlu müsteşardan
görüşü istenir.
Turizme hizmet edecek personel yetiştirmek için, bu okul gereklimidir.
Saygıdeğer müsteşar görüş bildirir, Turizm Bakanlığını Otelleri vardır.
Orada kurslar açılıp, Servis eleman Yetiştirilebilir. Bu görevi Turizm
Bakanlığı kendi bünyesinde ifa edebilir. Bunun için altyapıları mevcuttur.
Ve karar verilir. Ankara Otelcilik Okulu kuruluşundan 4-5 yıl sonra
kapatılacaktır.
Fakat bir sorun vardır 1965-66 ders yılı bir buçuk ay önce başlamış
bulunmaktadır. İkinci bir sorunda Maarif okul binası için kira kontratı yapmış
ve kontratın yenilenmesine bir yıl daha vardır.
Karar verilmiş okul kapatılacak, fakat bu arada okula 1964 te başlayan
öğrencilerin bir yılı da boşa gitmiş olacaktır.
Her zaman Akil adamlar konusunda bu günde olduğu gibi, o dönem’de şansız olan Maarif Bakanlığı
Nihai bir karar alır.
Bundan böyle okula yeni talebeler alınmayacak, mevcutlar mezun edilip
okul kapatılacaktı.
Beş evlerde yeni yapılan Okul Yanındaki İlahiyat Fakültesinin bir
ünitesi olacak, yatakhane kısmı da ileride memleketimizi aydınlatacak olan imam
adaylarına tahsis edilecektir.
Peki, bu İs karası, Altı Tamirhane üstü Meyhane diye anılan mabedimiz
ne olacaktı dersiniz.
Onun yeri çoktan hazırdı, sonra b Yeni mahalle istikametinde birkaç yüz
metre ileride kurulan Tarım Bakanlığı Toprak analizi kurumuna devredilecekti.
Nasıl oldu da Okulumuz ve onun beş evlerde Otelcilik Okulu diye açılıp,
sonra Maarifin kendi istediği şekle soktuğu okul bu güne kadar yaşayabildi.
Ey Ankara Otelcilik Okulunun muhteşem fertlerden oluşan büyük
ailesi. Şunu çok iyi bilmelisiniz ki;
Var olmamız için yapılan cambazlığı, Yunus Hocanın bitmez tükenmez direncine,
kırılamaz iradesine ve müthiş zekasına borçlusunuz.
Sadece bu sebepten 1-2 yıl sonra Okulda istenmeyen adam propagandası
başlatılmış, başarılı olamayacaklarını anlayınca onu türlü entrikayla sevgili
okulundan ve öğrencilerinden koparmışlardır.
Gitmeden önce hoca koskoca Maarifin kıvrak zekâ zadelerini dize
getirmiş, Okulun kapatılmasının mümkün olamayacağı duruma getirmiştir.
Ancak 1973 yılından sonra okulun eski tedrisatını kurban ederek birazda
maarifin akil adamların isteğine boyun eğilerek, bir orta yol bulunmuş ve okul
bu günkü halini alma yoluna sokulmuştur.
Yunus Aslan bu sebeplerden dolayı bir efsanedir ve kendi zamanında
efsaneler yetiştirmiştir.
Okulun kapatılıp, Tarım Bakanlığına verileceğini duyan 1967 mezunu
ağabeylerimiz ayaklanarak boykot yapmışlardır. Okulun her yanına pankartlar
asmışlar, o pankartlarda hemen yanımızda nöbet tutan Furuko tabir ettiğimiz
Polis amcalarca toplatılmıştır.
Boykot büyük ses getirmiş Maarif sessiz sedasız bu işi yapamayacağını
anlamış ve rotayı başka yöne çevirip, enerjisini bu okulun müdürünü etkisiz
hale getirmek için harcamıştır.
Peki, Okulumuzda boykotu organize eden, pankartları talebelere dağıtan
kimdir dersiniz.
O zat, “Tek kişilik ordu “
lakabına layık olan Okulumuz müdürü Yunus Aslandan başkası değildi.
Şimdi neden “efsaneler” dediğimi ve kolay efsane olunmayacağını
anlamışsınızdır umarım.
O gün o pankartı (Şetvan Bayrak
başta olmak üzere) asan, boykota katılan ve bu direnişi organize eden Aslan
Hocamıza müteşekkiriz. İyi ki varsınız, iyi i bizimlesiniz.
Bu Gün ellinci yılımızı kutluyorsak Siz hocamıza, Öncülerimize ve
kısacası efsane olanlara çok şey borçluyuz.
08.11.2011
Cemal K. Demir
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder