17 Haziran 2013 Pazartesi

2 - A IZ.. BİZ AYRILMAYIZ



 Yıl 1967 Yer Ankara, İstanbul Caddesi üzerindeki, Ankara Otelcilik Okulu, Sabah Saat 8.30, 2-A Sınıfı talebeleri, fransızca dersindeyiz. “Kenefçi” lakaplı hanım öğretmenimiz, sınıf mevcudunun derste olmadığından kuşku duymuş olmalı ki, yoklama yapıyor. 94 Cemal Demir! ... Burada! 95 Himmet .... 95 Him-met ! Gelmedi mi ? - Aramızdan ayrıldılar efendim. Diye cılız bir ses duyuldu arka sıralardan. Sonra daha gür bir ses, görevli gitti efendin, gelecek dedi. Alçak sesle yanındakini uyardı, çaktırmayalım, dersi asmış işte. Hoca devam etti. 96 Erdem Doğan. 96 Err-den Doğan burada mı ? Bu gün mutfak nöbeti var efendim, mutfakta. Aslında Erdemde derslerden sıkılmış olmalı. Baksanıza o da kaytarmış. Sınıfta olmayan başka öğrenciler var mı? -Var efendim. Kim onlar. Efendim ikizlerden Bülent Altun ve Şerif Sivrioğlu, .. Dışarıda servise gittiler, Naci Aksop grip olmuş dediler. Işık… Birde Işık yok aramızda hocam, Işık Babür. Nereye gittiler bu çocuklar. Babür’ün raporu var hocam. Aslında hepsi dersleri asmıştı kimi kalkamamış, kimi derse aldırmamıştı. Hoca da külyutmaz kenefçi gözlüklerin altından şöyle bir bakış attı, Ne dersiniz bunlar, langırt salonlarına mı dadandılar. Diye sorarken hafifçe ağzını yamultarak gülümsedi. İnanmadığı bir şeye hoca hep böyle yapar, sonra da sıfırı basardı. -Onlar sadece bu derse gelmediler hocam. Diyecek oldum.. Vazgeçtim... Langırttan daha iyi şeyler yaptıklarını sanıyoruz hocam. Dedim. Ama okuldan ayrılmaz dönerler. Yani bizi severler.. Diye lüzumsuz bir cümle ilave ettim. Hoca dinlemedi.. Devam etti 101 Ahmet!.. Ahmet Emre Şenyüz burada mı? Hasta hocam., çok hasta.. Gelemez… 116 Temel, Yani bize kazık attı. Şehsu atıldı.. Hayıır! Adam ciddi hasta.. la... Yalan değil valla!.. Diye isyan etti. Ama hoca dinlemedi. Çıkarın kağıtları, dedi. Hocam dersin yarısı geçti yetiştiremeyiz dedik.. Hoca, biliyorum arkadaşlar, bizim çocuklar bir derste beş soruya cevap veremez dedik, o sebeple Muammer hocanızla karar verdik. Beden eğitimi dersinizin ilk saatini, bu derse İlave ettik. Ne garip bir dünyada yaşıyoruz
Hep öyle olmuyor mu? Derse gelmeyen değil, ceremeyi çeken tekkeyi bekleyen olur. Sonunda, en sonunda yaşamın.. Kaybedenlerde hep geride kalanlar olur. Gidenler sadece gider, geride kalanları kendisinden yoksun bıraktığını bilmeden. Geriye son bir defa bakmak için bile dönmeden giderler.
Yukarıda yapılan sanal yoklama 46 öncesinde veya bu gün yapılmış olsa, biz yine derste olmayan arkadaşlarımız için bir mazeret uydururduk. Ama derse gelmeyenlerin kahraman ilan edildiği bir dünyada bizi terk edenlere sitem edemiyoruz. Sadece boğazımıza düğümlenen ve ne olduğunu anlamadığımız hıçkırık yumağını yutkunup susuyoruz. Çünkü, gidişlerinin mecburiyetten olduğunu biliyoruz
AOO mezunları,2-A ar, Efsaneler.. Her biri ayrı kulvarda koşan Efsaneler.. Aynı sınıfı ve aynı koğuşu paylaşıp, kendi üretimleri metan gazını soluyan Hergeleler. .. (Hergele = Bk. Ekşi sözlük) Onları aramızdan alan gerçekle yüzleşmek zorundayız. Zor olsa da, bu düğümü çözmek veya yutkunmak zorundayız. Ama bir şeyi yapamayız.. Onları, yaşanmış anıları asla unutmayacağız... Bu sözümüze inanabilirsiniz!. O sebeple.. Yalan olsa, yalandan olsa da biz, 2-A hergeleleri olarak, bize yakışan yapar, ve her yoklamada, orada olmayan, her bir arkadaşımızın adına ve inatla - BUURR-DAA! Diye bağıracağımızdan emin olabilirsiniz.
Çünkü onlar, yarım asırdan bu yana hep yanımızda, bizden hiç ayrılmadılar. Bu güne kadar canlı kalan anılarıyla hala aramızda yaşıyorlar. Emanetleri de her zaman yaptığımız gibi emanetimizdir.
Cemal K. Demir
Haziran 2013

Hiç yorum yok: