14 Haziran 2013 Cuma

AKIL DOLU PARKIMIZ


Gezi  direnişinin, insan özgürlüğününe vurulacak prangaların kırılmasının ikinci yılı.. Çapulcu kardeşlerimin bu memlekette yaktığı bu özgürlük ıateşini hiç bir karanlık güç söndüremeyecektir.
Bu bir uyarıdır..
Ey karanlıklar prensi..
Bu gücü, bu olguyu ciddiye almaz ve özgürlüklere müdahele edersen, er yada geç acı sonucu kaçınılmaz olan bu  suçlarının bedelini ödeyeceksin.
Hiç bir güç akıldan daha üstün değildir, tek silahı bilgi olan akıl şefkatın anahtarı olabildiği gibi cehennemin kapısınıda açık tutar. Onun  adaleti vicdan ve mantık birleşimidir.
Özgürlük ise yaşam tarzıdır. Akıl buyruk kabul etmez, güdülmeyi sevmez. Akıl dost olabilir, gerekirse düşmanda olur ama kul olamaz.
ckd
  

Sevgili dostlar, yurdumuzda bu gün yaşanan, gençlerimizin başlattığı direniş hakkında,  medyamızda yeteri kadar yorum yapılmaktadır.  Yorumları gerek  literatürümüze bu hükümetle girmiş olan yandaş medya kuruluşları, gerek bağımsız bir iki kanal nezdinde izlemeye çalışıyorum. Direnişin sebebinin anlaşılır olmasına bakmadan, kör gözüne misali kendilerini hükümetin hizmet eri olaral gören yandaş medya, iktidarın en demokratik yönetim olduğunu iddia edecek kadar gözü dönmüş bir kalemşörlük ve laf ebeliği yapmakta beis görmemektedir. İnanın,  kendilerine dahi saygıları olmadığı aşikar bu figürleri izlerken böyle yorum yapan insanlarla aynı gök kubbenin altında yaşamaktan hicap duyuyorum. Bu kişilerin konuyu, üç beş ağacın sökülmesine indirgemelerini güneşi balçıkla sıvama girişimleri gibi sonuçsuz kalacağı, aklın, mantığın kabul etmediği her fikir yok olmaya mahkumdur. Çocukları susturmak için, takiye geleneğine uygun olarak   yalancı bon bon dağıtma fikirlerini ise, memleketimde bu kadar  izan yoksunu, akıl üretemeyen bir topluluğun var olmasına çok üzülüyorum. Olayı küçümseyenlerin aslında aklın gücünü inkar ettiklerini bilmelerini isterdim.

Dünyadaki bir çok ülkede değişik zamanlarda siyasi erke karşı ayaklanmalar olmuştur. Bunların en kanlıları totaliter rejimlere karşı yapılan direnişlerdir.
Yurdumuzda sadece cumhuriyet döneminde üç fiili iki sanal olmak üzere toplam beş askeri darbe yaşanmış ama, sayısız halk hareketleriyle dönem dönem  siyasetçilerin dikkati çekilmek istenmiştir.
Çoğu kanlı biten bu gösterilerde gençlerimiz günün modasına göre çeşitli fraksiyonlarda organize olarak  karşı karşıya getirilmişlerdir. Bu şekilde yapılan tüm direnişlerin ortak noktası ise, kendilerine empoze edilen, belli bir fikir için mücadele yapmaları idi.Türk solunun neden kendine özgü bir karekteri olmadığının sebeplerinden biri de Sosyalizm fikrinin özümsenerek sentezlenmemesi olabilirmi diye düşünmeden edemiyorum. Öyle ya  yapılanması seneler süren bir hareketin bir gecede yok olmasını başka türlü izah etmek mükünmüdür.  Bu konunun yurdumuz entellektüellerinin kendi aralarındaki muhabbetlerine tekrar tekrar kaşıyarak bir nevi kendilerinin tatmin aracı olarak kullanması da bir o kadar acınacak bir durum değil mi? Öyle olmasa bu günün geleceğini okuyabilecek bir entellektüel çıkmazmıydı bu yetmez ama evetçiler tayfasından. Oysa onlar emanet fikirlerle kitaplar yazıp nutuk attılar sadece, üretmeden, kafa patlatmadan, akıl yoluna bir taş koymadan medyada boy koydular.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen, bilişim çağı dünyamızı küçültmüş ve bizim gençlerimizin,, bizim hazırcı akademisyenlerimizin üretemedikleri ama aracı gibi sattıkları fikirlerine ihtiyaçları kalmamasını sağladı. Bilgiye ilk elden ulaşıp, üzerinde düşünerek, karşılaştırarak sentezlemeyi öğrendiler.

.Bu gün gezi parkı direnişi adını verdiğimiz direniş ise, dünyada eşi benzeri görülmemiş, demokrat yurttaşa yakışan bir direniş olması bakımından önemlidir. Öyle önemlidir ki, ilerde üniversitelerde örnek olarak gösterilecek niteliktedir  ve demokrat sözcüğüne uyumu bu kadar iyi olduğu içinde, tarih sayfalarında yer alacaktır.
Önderleri olmadığı, ani gelişen bir hareket olduğu söylendi. doğrudur. Önderleri vardı, akılları onlara önderlik etti. biz göremedik. Donanımlıydılar, göbek yağı katmerleşen tembel siyasiler gibi rahat, ken disin i yaşadığı topluma karşı sorumlu hissetmeyen, onu küçümseyen akademisyen tayfası gibi memleket meselelerine karşı duyarsız değillerdi.
Peki, gezi parkında iki haftadan bu yana komun yaşamaya başlayan gençlerin,  masumiyetini akıldan alan bu direnişi gücünü nereden alıyor da, tüm yurtta destekleniyor. Çocuklarını bırakın geceyi, gündüz bile sokağa göndermeye kıyamayan anne ve babaların, her şeyleriyle destek verdiği bu direnişin gücü olmalıydı, medyada irdelenmesi gereken.
Böyle tüm yurtta destek görecek bir  hareketi siyasiler neden üretemedi. Üretmek için önce o yönde düşünmeleri gerekti. Ama malesef, bizde siyaset bilim olmaktan çıkarılmış, ağalık sistemi siyasete monte edilmiş olduğundan, siyasetin her adımı eyyamcılıkla doludur.

Masum bir direniş için, pek masum olmayan bir şekilde, şehrin valisi tarafından," -Çocuklarınızı alın yoksa zarar verebiliriz." Tehtidinin bile korkutamadığı,  halkımız anneleri bu akşam çocuklarına koşmuşlardır. Bu gidiş çocuklarını mis gibi kokan o parktan almak için değil, size bir şey olursa.. Bu dünyayı onu yapanın başına yıkarız demek içindir. İstiklal savaşının kazanılmasında en büyük katkıyı sağlayan, asil kadınlarımızın tekrar sahaya inmeleri, uzlaşmaz  siyasi erke ve her fırsatta halkını tehdit eden bir başbakanı akılcılığa davetidir.

Bu direniş gücünü Başbakanın dediği gibi, ne bir fraksiyondan ne de CHP (CA HA PE) den alıyor. Hiçbir siyasi oluşuma veya guruba hizmet etmediklerini gösterdikleri tutum ve davranışlarla kanıtlayan, yudumun asil gençliğine kimse yakıştırma yapmasın.                                                     
Ve kimse bu hareketi siyasi rantta tahvil etmeye kalmasın. Siyasetin o kaypak insanı insanlıktan çıkaran iki yüzlülük pisliğnin bulaştırmasın.
Evet onların sırtını dayadığı bir güç var, onlarıyöneten, dünyanın en güçlüordularınımağlup edebilen, ve yine dünyanın en güçlü silahı olan akılları var.Onlar gücünü akıldan alıyorlar.Tabiatı gereği otoriteyi kabullenemeyen akıldan alıyorlar. Bunun için sadece  yurdumuzun her  metrekaresinde değil, tüm dünyada destek buluyorlar.

Keşke siyasetin tüm aktörleri ve bilhasa bu günkü iktidar da gücünü aynı kaynaktan alabilseydı. demekten alıkoyamıyorum kendimi. O zaman parkta biriken akıl deposuna gaz sıkmaya imtina ederlerdi. Aynaya bakamayacak kadar utanırlardı, insan olamadıkları, insana benzer bir siyasetçi olamadıkları için, özür dileme erdemliğini gösterirlerdi. Çünkü, akılla mücadele etmenin sadece akılla mümkün olabileceğini ancak akıllı insanlar bilebilir. Akıllarının hayranı olduğum "Çapulcular" gibi..

Cemal K. Demir

Ist. 13.06.2013

Hiç yorum yok: