O gün sadece yerel idare
başkanını seçmeyeceğiz
O gün terazinin bir kefesinde
vicdanımızDiğer kefesinde ahlakımız olacak
O gün ahlakımız sınanacak...
ckd
30 Mart Pazar yurdumuzda yerel seçimler yapılacak. Seçme hakkına sahip olan her kişi, vatandaşlık bağıyla bağlı olduğu ülkenin idaresi için, inandığı bir siyasi partiyi yasayla belirlenmiş süre için görevlendirir.
Anlatım “Bilal oğlanın” anlayacağı tarzda ve birazda başöğretmen edasıyla başlasa da içeriği önemli. O sebeple seçimlerin genel amacını vurgulamam gerekti. Pazar günü yerel idareler seçimleri olmasına rağmen, bu seçimin anlamının farklı olduğu bir gerçektir. Yerel idare başkanını seçmekten çok daha büyük anlam taşımaktadır.. Kısacası normal zamanlarda olduğu gibi, bu seçimlerde sadece, görüşümüz doğrultusunda belli bir süreliğine şehrimizin idaresini teslim edeceğimiz bir başkanı belirlemeyeceğiz oylarımızla.. Bu seçimlerde geleceğimizi, kaderimizi belirleyeceğiz. O sebeple pazar günü hiç kimsenin vicdanını evinde unutmasına tahammülü olamaz bu milletin. Bu seçimlerin öneminin her kesim tarafından çok iyi anlaşılmış olması elzemdir.
Siyasi konuşmacılar her zaman yaptıkları gibi, seçim konuşmalarında bu seferde asıl meselenin üstünü örtmeyi becerdiler. Son günlerdeki siyasi gerilimin getirdiği ekonomik sıkıntılar ve demokrasiden kopma endişesi taşıyan, bu sebeple, kendilerini endişeyle dinlemeye gelen halkın, kafasını karıştırma yarışına girdiler.
Hemde senelerden bu yana hiç değiştirmedikleri bildik bir takım beylik sloganlarla yaptılar bunu. Ötekiler namussuz, ötekiler beceriksiz. Ötekiler çok kötü gibi hep ötekilerin kötülendiği ama hükümet olarak kendilerinin verdiği hayati zarardan bahsetmeden geçiştirdiler son iki aylık dönemi. Türk siyasetinin özünü teşkil eden sistem yine devredeydi. Eski siyasiler yok oldu diyorsanız yanılıyorsunuz, sadece görüntüleri değişti. İcraatlar aynı kaldı. Sıkıldığımız taktik hep aynı “Önce isimsiz bir kahraman yaratacaksın. Bir süre sonra kulaktan kulağa şişirilerek yapılan övgülerle bir efsaneye dönüşen bu kahramanına sende inanacaksın. İnanmak ne kelime ona bir ilah gibi tapacaksın. Kayıtsız şartsız peşinden gitmek. Hatta. Taşıdığı kıl olacaksın. ” Onlarda öyle yaptılar.. Siyasetçinin istediği de bu zaten, kahramanı olduğu kitleleri müridi gibi görüp, önce oylarını, sonrada ekmeklerini götürüp, semirdikçe semirmek. Bu sebeple halkı kendi aralarında siyasi görüş farkları ile değil de, partici düşman kardeşler saflarına ayırıp, seçmenden paylarına düşen ganimeti topladılar yıllarca.. Bu hep böyle oldu, memleketin son 70 yıldan bu yana süregelen siyasi teamülleri hiç değişmedi. Yani siyasiler türedi fakat sözleşmişler gibi, vatandaşı soyma düzeni hiç ara vermedi. Manipülasyon, yalan vaatler ve çeşitli hileler hiç bitmedi. Ben nerede bir siyasetçiye rastlarsam hemen Henry L. Mencken’in şu sözü aklıma gelir. “İyi bir politikacı neredeyse dürüst bir hırsız kadar akla mantığa aykırıdır.”
Ahlak erozyonu, politikacı olunduktan sonramı ortaya çıkıyor, yoksa sadece ahlak sorunu olanlar mı politikacı olmayı seçiyor, bilemiyorum. İnsan ego’sunun şişirildikten sonra nasıl deforme olduğunu anlamak için siyaseti meslek edinmiş kişilere bakmak yeterlidir. Bu konu siyaset bilimcileri ve sosyologların incelemesi gereken enteresan bir konudur.
Bu gün yurdumuzda yaşanan siyasi çalkantılardan hiç birimiz memnun değiliz. Hükümet eden siyasi erk’e fikir ortağı olduğu bir dini oluşum tarafından peş peşe yapılan suçlamalar..
Diğer taraftan, suçlanan iktidarın suçlamalara karşı yargıda hak arayıp aklanmak yerin,e montaj edebiyatı yapması kimseye inandırıcı gelmediğinden halkın biraz düşünebilen kesimi vurdum duymaz iktidara karşı devamlı protesto halinde sokaklarda.. Öyle bir süreç yaşıyoruz ki; Bırakın Vatandaşların temel anayasal haklarını, insan olmanın ona tanıdığı evrensel insan hakları da elinden alınmış durumdadır. Hemde bunu yapanın “Evrensel insan hakları beyanname’sine ”imza atan bir ülke olması sadece yurdumuzda değil, tüm dünyada demokrasiye inanan ülkeleri endişeye düşürmüştür. Kim böyle bir ülkenin vatandaşı olmak ister diye bir anket yapılsa inanıyorum ki, % 90 aşan bir çoğunluk buna hayır diyecektir. Çünkü akıl bunu gerektirir.
Gayet tabidir ki, her bireyin güvendiği, icraatlarının yurdu için iyi olacağına inandığı siyasi oluşumu devlet idaresinde veya yerel idare başkanı olarak görmek hakkıdır. Bu sebeple, beğendiği kendi fikirlerinin temsilcisi siyasi erki göreve getirmek vatandaşın hakkıdır.
Demokrasi rejimini özümsemiş.
Demokrasi kuralları ile sorunu olmayan ve kültürel seviyesi demokrasiye uyumlu seyreden. Ahlak sorunu olmayan toplumlar için geçerlidir.
Politik hayatında defalarca “Demokrasi bizim için amaç değil ancak, hedefimize varmada kullanacağımız araçtır” diyen birinin lideri olduğu siyasi partiden demokratik düzen beklemekse abesle iştigalden başka bir şey değildir.
Seçimlerde yapılan tercih, oy sahibi halkın kendi kaderini de belirler. Normal seyrinde giden bir siyasette demokrasiler kuvvetler ayrılığı ilkesiyle korunmuştur. Akıllı olduklarını sandığımız akademisyenlerimizin burada bir imamın aklına yenildiğini görüyoruz. Askeri vesayetin yasalarını ortadan kaldıracağız diye “Kuvvetler ayrılığı ilkesini” bozan Anayasa referandumuna yetmez ama evet sloganıyla oy veren akademisyenlerine bu ülke bundan sonra nasıl güven duyacak anlamıyorum. Laik Cumhuriyet’in tehlikede olmadığı zamanlarda tabi ki siyasi tercihini memleketi her yönüyle ileri götürebilecek parti mensuplarının dış görünüşüne bakıp ta oy vermede bonkör davrandığımız dönemde bu seçimlerle birlikte son bulacak.
Rejimin tehlikede olduğu durumlarda siyasi partilerin ekonomik ve lojistik görüşleri değildir önemli olan. Önemli olan sadece ve sadece o memleketin rejimidir. Oyunuzu verip vatanın bekasını teslim edeceğiniz siyasi partinin demokrasiye olan inancıdır önemli olan.
Yalanlar ve ortak çıkarlar üzerine inşa edilmiş, halkın milli değerlerini ayaklar altına alan siyasi oluşumun geleceğinizi elinizden almasına müsaade etmemekte bir ahlak, bir vicdan sorunudur. Özgür iradenle her şeyi yapabilirsin. Oy sandığına gittiğinde, o kulübeye girdiğinde bu günü düşünme geleceğe yürek gözüyle bir bak. Seninle baş başa kalan vicdanına sor. Hiç kimseye hesap vermeyeceğini düşünme, yarın tarih senden bahsederken çocuklarının başını önlerine düşürme.
Yolsuzluğun ayyuka çıktığı bir ortamda hala iktidarda kalmak için direnen siyaset erbabının mayasında vardır bu yüzsüzlük. Ama ortak akıl halktadır, ortak aklın halkta olduğu sürece sağduyu duruma hakim olacaktır.
O sebeple bu seçimlerde senin seçmen olarak görevin sadece beğendiğin siyasi partiye oy vermek değildir. Bu seçimlerdeki zarflarda senin vicdanın ve ahlakının sorgulanacağı sınav soruları var. .. Ve o kulübeye girdiğinde, vicdanlı ve ahlaklı olmaya bir mühür darbesi kadar yakın olacaksın.
Ben inanıyorum. Bizler Türkiye Cumhuriyeti çağdaş vatandaşları olarak o gün, bizi karanlık dehlizlerden aydınlığa taşıyacak olan bu sınavdan yüzümüzün akı ile çıkacağız.
Cemal k. Demir
İst. 28.03.2012
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder