(Sn İst. BŞ.B.BŞ. Kadir Topbaş ve tüm sorumlu
idareciler.. Görgü kurallarına riayet
edilmemesin görmezden gelmenize “İTİRAZIM VAR.”)
ckd
ŞEHİRCİLİK VE SOSYAL PROJELER:
Siz ve ekibiniz, dünyada eşi ve
benzeri olmayan İstanbul şehrine reva gördüğünüz rant katliamı sebebiyle
gelecek nesillerce hiç arzu etmediğiniz bir şekilde anılacaksınız. Şehrin “RANT-TAN-BUL” adıyla anılmasına sebep
olduğunuz için, biraz mola verip düşünmeniz gerekir. Dünyanın neresinde olursa
olsun, doğa katline ve içinde insanların yaşadığını unutarak, şehircilik adına üzerine
“İnsanlara hizmet.” kamuflajı geçirilmiş tüm rantiye projeleri kınıyorum.
Mensubu olduğunuz siyasi oluşumun ucu görünmeyen ve her hamlede bütçede büyük
gedikler açarak halkın sırtından borç semerinin inmesine olanak tanımayan bu üç
kağıt ekonomisinin bizi felakete götüreceğine inananlardanım. Yurdun genelinde uygulanan “Ölü şehirler
yaratma” politikasının da taraftarı olmam mümkün değil.
Fakat, itiraf etmeliyim ki, bir çok
eksikleri olmasına rağmen, sıkı bir sosyal
bir proje olması sebebiyle, sadece ve sadece “İSMEK” kurma düşüncenizden ve bu
projeyi hayata geçirmenizden ötürü sizi ve ekibinizi kutlamamak, inandığım kutsal şeylere ve emeğinize
haksızlık olurdu.
Belediyenizce yönetilen bu yerlerin,
bir takım işletme kuralları da vardır sanırım, olmalıdır da.. Fakat,
koyulan kurallar işletilmediğinde, yargının işletilmemesi halinde, insanların
ayniyet duygularının zedeleneceği gibi, koyduğunuz ama yaptırımını ahbap çavuş ilişkisiyle
törpülediğiniz kuralın bir hükmünün olmadığı da sizin malumunuzdur. Sizin
siyasi varoluşunuzun devam etmesi için yaslandığınız payandalarınız, seçmenler
yani halkınız için yaptığınız iyi hizmetlerdir. Bu sebeple, hatırı sayılır
payandalarınızdan biri olan İsmek’te bir kişinin veya gurubun, diğer bir
kursiyer gurubunu tahkir etmesine müsaade edeceğinizi düşünemiyorum. Terbiye sınırını aşarak yapılan saldırılara halka
hizmet için açtığınızı söylediğiniz İsmek gibi, kozmopolit yapıdaki kitlelerin
aynı çatı altında buluştuğu bir ortamda olmasına müsaade etmeyeceğinizi bilmek,
oraya gönül vermiş kursiyer ve eğiticileri rahatlatacaktır. Benim düşünceme göre belediyenizin sadece
önemli değil, tek önemli sosyal yapıtı olan İsmek teşkilatınızın işleyişine,
idaresine, İsmek’in olanaklarından
faydalanmak isteyen İstanbul halkından ve orada ders verecek eğitmenlerden kurumun
kurallarına uymalarını istemeniz kurumdaki dirlik ve düzeni tesis edilmesini
sağlayacaktır. Çünkü İsmek projesi, Lümpenliğe, randalizme kurban edilemeyecek
kadar önemli bir projedir.
SOSYAL YAŞAMIN OLMAZSA OLMAZ KURALI,
GÖRGÜ:
Görgü, insanda hemen tesis edilemeyen ancak, görgülü vasfını kazanmış kişilerde fark
edebileceğiniz insana yakışan iletişim
bilimidir. Bir kurallar silsilesi, insana insan olduğunu hissettiren, bir adam
duruşudur. Görgü kurallarını özümseme süresi birkaç nesil sürebilir. Şöyle kabaca
bir hesap yaparsak Hz. İbrahim peygamberden önce ihtiyaç duyulan, görgü
kuralları, öncelikle kaosu önlemek ve insanların toplum yaşamına uyum
sağlanması için konulmuştur. Toplunun huzurunu korumak için, görgü kurallarına uyulması
elzemdir. İnsanın küçük yaşlarda terbiye denen öğretiler silsilesini özümsemesi
de bu sebeple gereklidir.
Hayvanların dahi evcilleştirilmesinin sebebi de, onların sosyal yaşama
uyum sağlayabilmeleri içindir. O sebeple bazen aylar süren bir düzüne eğitimden
geçmek zorunda kalırlar. Eğitilmesi mümkün olmayanların toplumda yeri yoktur ve
ya bir yere bağlanarak veya kapatılarak toplum yaşamından tecrit edilirler.
Görgü bir insanlık meziyeti olmamalıdır. İnsanda aranan vasıf
olmalıdır. Asgari düzeyde olsa da toplum yaşamında yer alacak vatandaşların
uyması gereken, temelinde kişiye saygılı olunmasının gerekliliğini ifade eden
beşeri ıslah eden kurallar silsile-i aliyyesidır. Toplum yaşamında ortak kullanım alanlarında
ve bireysel ilişkilerde hatta iş yaşamında eksikliği hemen fark edilen, beyaz
potur üstüne geçirilen kırmızı don gibi hemen fark edilir insandaki görgü
eksikliği.. Kişiyi zor durumda bırakan
ve utanılması gereken bir durum yaratmasıyla da algılaması zayıf olan, görgüsüzde
dahi psikolojik çöküntüye dahi sebep olabilir. Bu durum, kendinde görgü
eksikliğini hissedeni ve görgüsüz bir
saldırıya uğrayanı, kısacası her iki tarafı da olumsuz yönde etkiler.
KURALLARI UYGULAMAK, KURAL KOYMAKTAN DAHA
ERDEMLİ DAVRANIŞTIR.
İsmek’te
görevlendirdiğiniz, çeşitli branştaki eğitimcilerin vasıflarını, eğitimini, yeterliliklerini v.s.
inceleyebilir ve ona göre seçiminizi yapabilirsiniz. Tabi ki, siz onların uygunsuz davranışlarından
sorumlu olmazsınız. Fakat, huzur bozucu davranışları karşısında gereğini
yapmadığınız taktirde, bu durum sizin hanenize zaaf olarak değil, günahınız
olarak yazılacaktır. Bir amaca yönelik
oluşturmuş olduğunuz toplumunuzun düzen ve dirliğini kendi ellerinizle bozmuş
olacaksınız. Bir kişi ve ya kişilerin,
bir başka gurubun temel hak ve özgürlüklerine saldırmasına, ayrımcılığınız
sebebiyle göz yummuş olmanın vicdani sorumluluğuyla, hak ederek
kabulleneceksiniz bu günahınızı.
VE UTANDIRAN OLAY:
Bir dersi, başka bir güne ertelenmiş
kursiyer gurubunun eğitmeninin İsmek yöneticinin izniyle belirlenen sınıfta dersini icra ettiği
sırada, dersin tam ortasında… Bir gurup
tarafından, baskın yapar gibi işgal edilir ve işgalci dostlarımızdan hiç
birinden, yaptıkları terbiye yoksunu davranış karşısında “Affedersiniz.” Kelimesinin
çıkmaması şokunu yaşadık biz sınıf olarak 17 Nisan 2014 Perşembe günü. İstanbul’un
caddelerinde pervazsızca dolaşmasına müsaade ettiğiniz, 30 tonluk damperli
inşaat kamyonları gibi sınıfa girip, motorcu kaskını ve ne olduğunu anlamadığımız
eşyalarını ders veren hocanın masasına fırlatan bir iri kıyımın, insan ruhuna o kamyonlardan çok fazla hasar
verdiğini anlamayan kişinin özür dileme özürlü olması bazılarınca tabi
karşılansa da, ben durumu trajikomik buluyor olayı ve müsebbibi bu “Civanım delikanlıyı”
kınıyorum.
Kendisini, -Kovboy gibi
girdin. diye biraz ironiyle uyaran
arkadaşımıza.. Önce Motor kaskı falan diye gevelerken,
özellikle yüzüne baktım. O kaskın
Hocamızın kucağına atar gibi, masasına fırlatılmaması gerektiğini veya o
hareketin pişmanlığını aradım visajında.
Ama ne yazık ki sadece terbiye sınırlarını aşan bir aymazlığın pişkinliğini
görebildim. Daha sonra, -Burası benim sınıfım. Ben burada istediğimi yaparım.
Ben 6 yıldır buradayım diyerek, ders yılı başından bu yana bizimde sınıfımız
olan bu odadan bizi çıkarma çabaları sırasında.-Affedersiniz odanıza paldır
küldür girdim. Kusurumuza bakmayın gibi laflar etmesini biz ve hocamız boş yere
bekledik. Bu iki ayaklı kamyon sınıfımızda terör estirirken, hocamız hemen
idari kata inerek, durumu bildirdi ve kendisine sınıfta kalmamız söylenmiş
olacak ki, kibarca; -O zaman henüz Eğitmen olduğunu bilmediğimiz zat-ı
muhterem’e – Bu gün böyle oldu, bir yanlışlık var sanırım, siz bir üst kattaki
7 numaralı sınıfa gidecekmişsiniz dedi. Pehlivanın ikna edilmesi mümkün
görünmüyordu. Hiddetlenip ayağa kalktık
sınıfımızdan çıkması için ısrarcı olduk ve çıkardık. Ben sınıfımı isterim
diye tepinen bu zatı yöneticiler dahi ikna edemedi. 25-30 dakikalık bir ikna
edememe turu başarılı olamayınca
tosuncuğun arkasında sırtını dayadığı bir dayısı olabileceği aklımıza
gelmedi değil tabi. Dayısının arkasında olduğunu bilen bu tosuncuk hiç yılmadan
ve (Sonradan öğrendiğimiz ve bir o kadar daha ayıpladığımız. Bizi tekrar şoka
sokan bir durumdu eğitmen oluşu.) eğitmen oluşuna aldırmadan, lümpenlere
yakışır bir davranışla aynı direnci göstererek bizi kendi sınıfımızdan çıkarıncaya
kadar “Ergen triplerinden” vazgeçmedi..
Ağzından cımbızla laf aldığımız hocamızı. -Şimdi bana bunu
demeyecektin. -Bana bunu yapmayacaktın –Şimdi gitmiyorum işte!.. Gibi mahalle
ağzıyla kışkırtmaya çalışması, hocayı
kışkırtmaya yetmedi ama, bizim tansiyonumuzu yükseltti ve o günkü ders yok olup
gitti.
Hocamızı tanıyan herkesin bildiği gibi, ders konusu haricinde, ağzından
bir kelime almak için, kıtlık
zamanlarında halka dağıtılan “Rasyon”
kuponunuz olması gerekir. Bunu bildiğimizden, ergenin sözlerine pek
itibar etmedik. Olaydan sonra, İsmek’teki
idarecinizin, de söylediği gibi, olay çıkartan eğitmeni kast ederek, Sınıfının değiştiğini bilmiyordu, ben
kendisiyle konuşamadım. Çünkü bana uğramadan yukarıya çıkmış ve sınıfın dolu
olduğunu görünce bu durum yaşanmış. Oysa o geldiğinde ben ona sınıfının
değiştiğini söyleyecektim. Durumu anlayışla karşılayacağından emindim. Tabi idarecinin kişilik zaafları olduğunu
bilmediği, zat-ı muhtereme güvenmesinden
kaynaklanan durum olması aklınıza gelebilir. Ama, ben öyle düşünmüyorum. Pimi
çekilmiş bombanın nerede patlayacağı bilinmez, ama zaman içinde muhakkak patlar. O sebeple bu
durumun idari zaaftan kaynaklandığı fikrini taşımadığımı tekrar ifade etmek
isterim.
Olay sadece eğitmenlik vasıflarına haiz olamayacak birinin, davranış
bozukluklarından kaynaklanmıştır. Bu da
bize eğitmenlerinizin seçiminde pedagojik, ve psikolojik durumlarının göz önüne
alınması gerekliliğinin bir göstergesidir.
Bu olay bize görgünün, adabı
muaşeret kurallarına uymanın, Meslekte ustalık mertebesine erişilmesinden daha
önemli olduğunu göstermektedir. bir kanıtıdır. Böbürlenilecek şey ustalık
değil, adamlıktır. Fakat adam olan da böbürlenerek kendini aşağılamaz zaten.
Cemal K. Demir
ISMEK- Caferağa, Kabak kemane Öğr.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder