.VE TÜRKİYENİN CANLI TURİZM
TARİHİ
Birçok şey gibi, büyük projelerde
insan zekâsının hayal dünyasında gezinmesiyle başlar. Kabaca ne istediğini yükler belleğine ilk
önce hayalci bir Profesör. Sonra hayalini kurduğu proje üzerinde düşünmeye
başlar. Düşünce, üzerinde 3 Yıl çalışılacak olan büyük boyutlu bir proje
çalışmasına dönüşür.
.Ve nihayet.. O gün gelmiştir. 522 canlı tanıkla söyleşi yapılarak
hazırlanan, değil Türkiye’de dünyada bir ilk olan proje bitmiştir.
Tarih 02 Nisan 2016 Anadolu
Üniversitesi, Turizm Fakültesi, Fikir sahibi Prof. Dr. Nazmi Kozak ve 25 proje gönüllüsü
ile tamamlamış oldukları “Türkiye Turizmi Sözlü Tarih Projesini” Hilton İstanbul
organize ettikleri bir kapanış kokteyli ile bu başarı Türk turizm camiasına ve halkımıza
duyururlar.
Ben de proje için söyleşi yapılan
522 kişiler arasındaydım ve kapanış kokteyline katılanlardan biriydim. Türkiye’nin
ilk Otelcilik Okulu olan Ankara Otelcilik Okulu mezunlarından biri olarak, Türk turizmi adına gurur duyduğum böyle bu
devasa çalışma ile ilgili, benimde
söyleyeceklerim olacaktı muhakkak. Bu güne kadar beklememin sebebi ise, Türk
medyasında bu çalışmanın haber yapılıp, yapılmayacağı idi. Ne yazık ki,
yanılmamışım. Birkaç Turizm yayını haricinde konuyla ilgilenen pek olmadı.
Türkiye’nin en büyük döviz getirisi olan bir sektörünün geçmişi kayıt altına alınıyor ve o gelirden yeterli miktarda beslenen medya bülbülleri bu konuda bir haber yapmıyor. Olacak şey değil. Bu konu da medya ayrımcılığı mı var diye düşünürken aklıma medyanın haber yapmadığı başka konular geliyor. Mesela Uyguladığı dış politika ile Türkiye’yi terör yuvası haline getirip, yurdumuzda oluşan turist potansiyelini asgari düzeye inmesini, hatta yok olma derecesine gelmesine sebep olanlar hakkında da bir şey yazmıyor bu medya bülbülleri. Türk halkının gerek ekonomik, gerekse, sosyolojik felakete sürükleyen ve o sebeple karşı olduğu. Dünyanın görüp, göreceği en büyük göç olayını tek bir adamın isteğine uyarak. “Her şey dâhil” ağırlamak zorunda kaldığımızı, sayıları gün geçtikçe artan ve bu gün itibarıyla, 3,5 Milyonu aşan. “Suriyelilere uzattığımız sözde şefkatli elimiz diye manşet yapma ikiyüzlülüğünü gösterebiliyor.”
Kokteylde Nazmi Hocanın konuşmasını
dikkatle dinleyenlerdenim. Hocanın projeyi anlatan konuşmasında iki kez sesinin
düğümlendiğini fark ettim. Sırasıyla söylemek gerekirse ilki, 9 Cilt ve 7700
sayfa olarak hazırlanan bu kitapların, projenin kapanış tarihine kadar
basılamaması idi. Bu konunun mahkemeye taşınması
çok daha üzücüdür. Hocayı da üzdüğü
aşikârdır. Ama umuyorum ve diliyorum bu
konuda yargı adil bir karar verecektir. Aksi bir durumda, halkın övgüsünü almış bir
çalışmanın, yine halkın inisiyatifi ile bastırılıp yayınlanacağına inancım
tamdır.
İkinci düğümlenmeye ise, muhtemeldir proje ile ilgili sorulan absürt
bir soru sebep olmuştur. Hocanın
söylediğine göre, proje bitiminde kendisine yöneltilen sorulardan biri
şöyleydi. – Proje bitti. Peki, ne oldu
şimdi, ne yaptınız? Şimdi ne olacak? Bu
cümlenin sahibi şöylede devam edebilirdi cümlesine. “Tutturdunuz bir proje. Ne
değeri var ki, proje bitti, başın göğe mi erdi şimdi!” Yazıma bu sebeple memleketimde klişe olmuş
bir deyişin ilk bölümünü başlık yaptım. “Birkaç iyi adam, birkaç bir iyi iş
yapar. Binlerce kişi alkışlar, ama bir kişi gelir ve o işin içine ….r.”
Proje bitti. Neoldu şimdi?
Dendiğinde söylenecek çok şey var. İlk olarak aklıma Değerli Nazmi Hocamızın ve
çok değerli cefakâr ekibinin 7700 adet boş beyaz sayfayı 3 yıl gibi uzun bir
zaman harcayarak, bilgiyle doldurduklarından başlardım. Sonra boş sayfaların ne
olduğunu anlatırdım kısaca ve anlaşılacak açıklıkta. Beyaz boş sayfalar “Bilgi
eksikliğidir.” Yurdumuzda çok sık görünen bir hastalığın ilk adıdır. Bilgi
eksikliği. Anadolu Üniversitesinin bu çalışması 60 sene öncesine giderek, Türk
turizminin henüz T.C. Turizm Bakanlığının kurulmadığı bir dönemden bu güne
kadar olan geçmişini kayıt altına almıştır. 522 canlı tanık o günlere şahitlik
etmiş, bu şahitlikten üretilen bilgiler, 7700 boş sayfayı, çorak tarlayı sular
gibi bilgiyle doldurmuştur. Türk turizmine hizmet edecek bu şahitlik. Türk
turizminin resmi tapu senedi niteliğindedir. Çünkü legal itesi olan bir
Üniversite çalışmasıyla oluşmuş bir projedir. Elimizdeki, resmi makamlardan
onay alınıp alınmayacağı belli olmayan, seçimden seçime kayda geçen, muhtar tapusu değildir. Türkiye Turizminin
geçmişidir, tarihidir, kendisiyle yüzleşmesidir. Sınırlarını belirleyen sınır
taşıdır.
Turizm sektörünün sadece altın
yumurtlayan bir kaz olarak görmekten vazgeçmemiz gerektiğini anlatırdım uzun
uzun, turizm hareketinin Kâbe ziyareti gibi kovsan da yine gelirler
zihniyetiyle inşa edilemeyeceğini sık sık tekrarlardım. Turizmin, din, dil ırk
ayrımı yapmadan, dünyadaki en büyük kültür alışverişi hareketi olduğunu
unutmamalarını tembihlerdim bu mesleğe gönül veren öğrencilere. Turizmin dünya
milletleri arasındaki kardeşliği pekiştirdiğini unutmamalarını söylerdim.
Turizme eleman yetiştirecek okulların talebelerine kokteyl yapımını yasaklayan
zihniyetin ne kadar ilkel olduğunu ve bu zihniyetin modern yaşamı hedef alan
milenyumu yaşayan memleketimde yeri olmadığını haykırırdım.
Bundan sonra elinizde size ait
olan bir evlat var. Onu istediğiniz gibi değil sadece, modern dünyaya ayak
uydurabilecek biçimde donanımlı ve kişilikli biri yapmak sizlerin elinde. Bilgi
eksikliğinizin çoğu giderildi ve deneyimlerinizin birikiminden giderilecek. Bundan
sonra ne olacak sorusunun cevabı için yazımın başında kullandığım bir cümleyle
cevap vereceğim. Nasıl bu büyük proje
bir hayal ile başladıysa. Bundan sonra size de hayalleriniz yol gösterecektir.
Siz yeter ki, hayal etmeyi bırakmayın.
Gönül isterdi ki, birkaç iyi adam
da “Türk siyasi tarihini demokrasinin
nerelerde ve nasıl budandığını, siyasilerin açlığını 500 küsur şahitle kayıt
altına alabilsin. Siyasi geçmişimiz ayna gibi önümüzde dursa, siyaset ve
siyasetçi kavramı değişmez miydi bu ülkede.”
Ya da.. Sosyal yaşantımızın, son
yüzyılda nasıl şekillendiğini, nereden gelip, nereye gittiğimizin bir
muhasebesinin yapılmasını kim istemez. Temennim odur ki; Birkaç iyi
adamın yaptığına, birçok iyi insan sahip çıksın. Özellikle kamuya hizmet eden
medya ilgisiz kalmasın.
Ben 50 yıllı devirmiş bir
Turizmci olarak kendi şahsım ve temsil ettiğim Türkiye’de Turizm Bakanlığından
önce kurulan ve Türkiye’de ilk olma özelliğini taşıyan Ankara Otelcilik Okulu
adına projeyi çok gerekli bulduğumu belirtmek isterim. Bu kapsamda Projeyi
üstlenen Anadolu Üniversitesine, Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesine ve
Başta Profesör Dr. Nazmi Kozak hocam olmak üzere, bu projede emeği geçen ve
aşağıda isimlerini yazılı olan, tüm
turizm dostlarımıza minnettarlığımızı iletir, teşekkürlerimizi sunarım.
Tarih Vakfı ve Ekin Grubu'nun
kurumsal danışmanlığında gerçekleştirilen araştırma, Prof. Dr. Nazmi Kozak
yönetiminde Doç. Dr. Kemal Yakut Yrd. Doç. Dr. Çağıl Hale Özel, Yrd. Doç. Dr.
E. Ozan Aksöz, Yrd. Doç. Dr. Dilek Acar Gürel, Yrd. Doç. Dr. Ebru Zencir, Okt.
Dr. Hüseyin Öney, Arş. Gör. Dr. Onur Çakır, Öğr. Gör. Dönüş Çiçek, Öğr. Gör.
Aysel Yılmaz, Öğr. Gör. Duygu Yetkin, Arş. Gör. Taki Can Metin Arş. Gör. Gözde
Türktarhan, Öğr. Gör. Osman Güldemir, Arş. Gör. Arzu Turan, Arş. Gör. Savaş
Evren, Arş. Gör. Mune Moğol, Arş. Gör. Ece Doğantan, Arş. Gör. Burcu Kaya, Arş.
Gör. Emrullah Tören, Uz. Seher Geyik ve Arş. Gör. Selman Bayrakçı tarafından
gerçekleştirildi.
Cemal K. Demir
İst.12 Nisan 2016

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder